Evet arkadaşlar donattık dört bir yanı bayraklarla,eğlendik
davullarla zurnalarla,çınlattık dört bir yanı şarkılarla...Bir de bu sene de
yine motorları maviliklere sürdük ki inanılmazdı...İçindeyken insan sanki masalsı
bir dünyanın içindeymiş gibi hissediyor.Bunu bizlere yaşatan Şenol Hocaya,takıma
ve onlara başarma ortamını sağlayan yönetime teşekkürler.
Şimdi ise kadehleri,konfetileri ve boş şişeleri toplayıp
ortalığı toparlama zamanı. Dikkat ettiyseniz Şenol Hoca şampiyonluğun
garantilendiği son Osmanlıspor maçında bile oyuncuların gevşemesine izin vermedi.Oyuncular
tatile giderken yemek menülerini ve uyku vakitlerini bile tembihlemiştir diye
tahmin ediyorum.Onun başarısının sırrı da burada sanırım.Ümraniye Ümraniye
olalı bu kadar disiplinli,kurallı ve böylece de bu kadar başarılı olmadı.Biz de
Hocadan dersler çıkarmalıyız.
Bugünlerde ‘Feda döneminden sefa dönemine’ diye başlıklar
atıldığına siz bakmayın;sakın gevşemeyin ve büyük beklentilere kapılmayın.Beşiktaş
mali açıdan ne yazık ki tünelin ucundaki ışığı henüz görmedi.Bu yüzden mali
kongredeki bazı hususları hatırlatalım.Bizim Genel Kurulumuz zaten sağlıklı
çalışmıyor,bir de şampiyonluk atmosferine girildiğinde iyice işlevini yitiriyor
ve neyi dile getirirseniz getirin bir karşılık da bulmuyor.Örneğin:Denetim
Kurulu raporu Fikret Orman’ın konuşmasının hemen ardından sunulduğu için gürültüden
duyulmadı bile.Çünkü başkanın konuşması sonrasında salonda bir gürültü oldu ve
salon boşalmaya başladı.Bu rapor nedense faaliyet raporunda da yer almadığı için
böylece gürültüye gitmiş oldu.
Halbuki bu raporda çok önemli tespitler vardı:Bir önceki
Genel Kurulda kabul edilen hem bütçe yetkisi hem de borçlanma yetkisi
aşılmıştı.Aslında yönetim kurulları bunu uzun yıllardır yapıyor ama ilk defa bu
durum bir denetim kurulu raporuna yansımış oldu.Hem borçlanma hem de bütçe
yetkisinin aşılması bir yönetimi ibra etmemek için gereken en önemli
koşullardan.Ama ne yazık ki genel kurullar buna aldırmıyor.Genel kurullar
aldırmadığı için yönetim kurulları hiç aldırmıyor.
Bu seneki Denetim Kurulu raporu der ki:
Kulübümüzün 2016 yılı konsolide bütçesi bir
önceki genel kurulda 597.829.104. TL olarak kabul edilmiştir. 2016 yılı sonu
itibarı ile gider bütçesi %22,6 oranında aşılmıştır. 2016 yılı yabancı kaynak kullanımı ( borçlanma
) bütçesi 51.359.659.TL olarak planlanırken, gerçekleşen yabancı kaynak
kullanımındaki artış ise 118.508.942.TL dir. Aradaki farkın önemli bir bölümü
döviz cinsi finansal borçlara bağlı kambiyo zararından oluşmuştur.
Daha ne olsun!
Halbuki,kötü bir şekilde ifade edilmiş olsa da
tüzüğümüzün bütçe ile ilgili 54.maddesinin a) bendinde bu husus açıktır:
Yönetim Kurulu; daha önce Genel Kurul
tarafından kabul edilmiş bütçe dışında gereksinim duyulması halinde kabul
edilen bütçenin %10’u oranında ayrıca borçlanabilir, %10’u aşan miktar için ise
ancak Genel Kurul’un onayını alarak borçlanabilir. Bu hükme aykırı hareket eden
Yönetim Kurulu, yaptığı bütçe dışı harcamanın tamamından ortaklaşa ve
zincirleme sorumludur.
Görüldüğü gibi Denetim Kurulunun tespit ettiği bu durum
tüzüğe net bir şekilde aykırıdır ve tüzük;Yönetim Kurulu üyelerini bu ihlalden
dolayı kişisel olarak sorumlu tutmuştur.
Dernekler Kanuna göre ‘borçlanma limit ve usulleri’
nin genel kurullarda ayrı bir gündem başlığı olarak alınması gerekir.Ne yazık
ki BJK genel kurullarında böyle bir ihlal de var.Borçlanma limit ve usulleri
ayrı bir gündem maddesi olarak getirilmiyor.Sadece bütçe önerisinde borçlanma
gereksinimi ayrı bir kalem olarak gösteriliyor.Hadi bunu usule uygun olmasa da
geçerli sayalım ama Denetim Kurulu raporuna göre bu borç rakamı da önemli
ölçüde aşılmış durumda.Yani yönetim kurulu borçlanma yetkisini de aşmış.
Hem bütçe aşımı,hem borçlanma limitleri aşımı hem
de devlete karşı olan borçlardan yönetim kurulu üyeleri kişisel olarak
sorumlular.Beşiktaşta bu ihlallerin hepsi birden geçtiğimiz mali yılda
gerçekleşti.İşin kötüsü bunların hiçbiri dile gelmedi,hesabı sorulmadı ve
tartışılmadı bile. Halbuki bu ihlaller karşısında herhangi bir üye dava açsa Yönetim
Kurulu üyelerinin ciddi ölçüde başı ağrır.
Bir takım Genel Kurul üyeleri bu gelişmelerden
bihaberler.Onlar sadece futbol takımının şampiyonluğu ile ilgileniyorlar.Takım
şampiyonluk rotasında olmazsa mali ve idari olarak her şeyi iyi giderken bile
kazan kaldırabilir ve ibra etmeyebilirler.Bir de,Genel Kurullarda her halukarda
statükoyu ve var olan yönetimleri alkışlayan; eleştiri ve bu tip hususların dile
getirilmesine tahammülü olmayan bir omurga var.1000-1500 kişilik az katılımlı genel
kurullarda, kongreyi bunlar domine ediyorlar.Demirören dönemine de yıllarca
destek verdiler ve eleştiri getirenlere neredeyse saldırdılar.Hep yönetimlerin
tarafında oldular.Bu yaklaşım Beşiktaş'a zarar verdiği gibi destek verdiklerini
sandıkları yönetim kurullarına da zarar verdi ve vermeye devam ediyor.Yönetim
Kurullarının gerçek dostu bu statükocular değil, acı da olsa yanlışları ve
kuralları dile getirenlerdir. Bunu şimdiki Yönetim Kurulu da ileride daha iyi
anlayacak.Yönetim
Kurullarını bazen kendilerinden de korumak gerekir.Bu görev de Genel
Kurul ve Denetim Kurulunun üzerindedir.
Şimdilerde FinansKartalları gibi
hakaret içermeden,YK koltuğunda bulunarak ciddi sorumlulukların altına giren
insanları da gereksiz yere yıpratmadan tüzük maddelerine ve objektif mali
raporlara dayanarak sorumlu ve yapıcı eleştiri yapmak kültürünü Beşiktaş’ta
geliştirmeye çalışan konuşmacılar da çıkmaya başladı ama ne yazık ki gidilecek
daha çok yol var.
Bu kongre anlayışının kesinlikle değişmesi
gerekiyor.Genel Kurul üyeleri olarak Şenol Hocanın Ümraniye’de sağladığı disiplini kulüp yönetimleri için
sağlayamazsak ve Genel Kurulları,yönetimlerin icraatlarının denetim ve hesap
verme yeri haline getiremezsek sürdürülebilir başarıyı ne yazık ki
yakalayamayız.Rakip Kulüpler her zaman bu kadar kötü yönetilmeyebilir.Rekabette
kalıcı üstünlük için bu kültürü bir an evvel Beşiktaş olarak önce biz yaratmalıyız.