7 Haziran 2017 Çarşamba

Sürdürülebilir Başarıyı Ancak Mali Konularda da Şenol Güneş Disiplini Sağlarsak Yakalarız

Evet arkadaşlar donattık dört bir yanı bayraklarla,eğlendik davullarla zurnalarla,çınlattık dört bir yanı şarkılarla...Bir de bu sene de yine motorları maviliklere sürdük ki inanılmazdı...İçindeyken insan sanki masalsı bir dünyanın içindeymiş gibi hissediyor.Bunu bizlere yaşatan Şenol Hocaya,takıma ve onlara başarma ortamını sağlayan yönetime teşekkürler.

Şimdi ise kadehleri,konfetileri ve boş şişeleri toplayıp ortalığı toparlama zamanı. Dikkat ettiyseniz Şenol Hoca şampiyonluğun garantilendiği son Osmanlıspor maçında bile oyuncuların gevşemesine izin vermedi.Oyuncular tatile giderken yemek menülerini ve uyku vakitlerini bile tembihlemiştir diye tahmin ediyorum.Onun başarısının sırrı da burada sanırım.Ümraniye Ümraniye olalı bu kadar disiplinli,kurallı ve böylece de bu kadar başarılı olmadı.Biz de Hocadan dersler çıkarmalıyız.

Bugünlerde ‘Feda döneminden sefa dönemine’ diye başlıklar atıldığına siz bakmayın;sakın gevşemeyin ve büyük beklentilere kapılmayın.Beşiktaş mali açıdan ne yazık ki tünelin ucundaki ışığı henüz görmedi.Bu yüzden mali kongredeki bazı hususları hatırlatalım.Bizim Genel Kurulumuz zaten sağlıklı çalışmıyor,bir de şampiyonluk atmosferine girildiğinde iyice işlevini yitiriyor ve neyi dile getirirseniz getirin bir karşılık da bulmuyor.Örneğin:Denetim Kurulu raporu Fikret Orman’ın konuşmasının hemen ardından sunulduğu için gürültüden duyulmadı bile.Çünkü başkanın konuşması sonrasında salonda bir gürültü oldu ve salon boşalmaya başladı.Bu rapor nedense faaliyet raporunda da yer almadığı için böylece gürültüye gitmiş oldu.

Halbuki bu raporda çok önemli tespitler vardı:Bir önceki Genel Kurulda kabul edilen hem bütçe yetkisi hem de borçlanma yetkisi aşılmıştı.Aslında yönetim kurulları bunu uzun yıllardır yapıyor ama ilk defa bu durum bir denetim kurulu raporuna yansımış oldu.Hem borçlanma hem de bütçe yetkisinin aşılması bir yönetimi ibra etmemek için gereken en önemli koşullardan.Ama ne yazık ki genel kurullar buna aldırmıyor.Genel kurullar aldırmadığı için yönetim kurulları hiç aldırmıyor.
Bu seneki Denetim Kurulu raporu der ki:

Kulübümüzün 2016 yılı konsolide bütçesi bir önceki genel kurulda 597.829.104. TL olarak kabul edilmiştir. 2016 yılı sonu itibarı ile gider bütçesi %22,6 oranında aşılmıştır.  2016 yılı yabancı kaynak kullanımı ( borçlanma ) bütçesi 51.359.659.TL olarak planlanırken, gerçekleşen yabancı kaynak kullanımındaki artış ise 118.508.942.TL dir. Aradaki farkın önemli bir bölümü döviz cinsi finansal borçlara bağlı kambiyo zararından oluşmuştur.

Daha ne olsun!

Halbuki,kötü bir şekilde ifade edilmiş olsa da tüzüğümüzün bütçe ile ilgili 54.maddesinin a) bendinde bu husus açıktır:

Yönetim Kurulu; daha önce Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçe dışında gereksinim duyulması halinde kabul edilen bütçenin %10’u oranında ayrıca borçlanabilir, %10’u aşan miktar için ise ancak Genel Kurul’un onayını alarak borçlanabilir. Bu hükme aykırı hareket eden Yönetim Kurulu, yaptığı bütçe dışı harcamanın tamamından ortaklaşa ve zincirleme sorumludur.

Görüldüğü gibi Denetim Kurulunun tespit ettiği bu durum tüzüğe net bir şekilde aykırıdır ve tüzük;Yönetim Kurulu üyelerini bu ihlalden dolayı kişisel olarak sorumlu tutmuştur.

Dernekler Kanuna göre ‘borçlanma limit ve usulleri’ nin genel kurullarda ayrı bir gündem başlığı olarak alınması gerekir.Ne yazık ki BJK genel kurullarında böyle bir ihlal de var.Borçlanma limit ve usulleri ayrı bir gündem maddesi olarak getirilmiyor.Sadece bütçe önerisinde borçlanma gereksinimi ayrı bir kalem olarak gösteriliyor.Hadi bunu usule uygun olmasa da geçerli sayalım ama Denetim Kurulu raporuna göre bu borç rakamı da önemli ölçüde aşılmış durumda.Yani yönetim kurulu borçlanma yetkisini de aşmış.

Hem bütçe aşımı,hem borçlanma limitleri aşımı hem de devlete karşı olan borçlardan yönetim kurulu üyeleri kişisel olarak sorumlular.Beşiktaşta bu ihlallerin hepsi birden geçtiğimiz mali yılda gerçekleşti.İşin kötüsü bunların hiçbiri dile gelmedi,hesabı sorulmadı ve tartışılmadı bile. Halbuki bu ihlaller karşısında herhangi bir üye dava açsa Yönetim Kurulu üyelerinin ciddi ölçüde başı ağrır.

Bir takım Genel Kurul üyeleri bu gelişmelerden bihaberler.Onlar sadece futbol takımının şampiyonluğu ile ilgileniyorlar.Takım şampiyonluk rotasında olmazsa mali ve idari olarak her şeyi iyi giderken bile kazan kaldırabilir ve ibra etmeyebilirler.Bir de,Genel Kurullarda her halukarda statükoyu ve var olan yönetimleri alkışlayan; eleştiri ve bu tip hususların dile getirilmesine tahammülü olmayan bir omurga var.1000-1500 kişilik az katılımlı genel kurullarda, kongreyi bunlar domine ediyorlar.Demirören dönemine de yıllarca destek verdiler ve eleştiri getirenlere neredeyse saldırdılar.Hep yönetimlerin tarafında oldular.Bu yaklaşım Beşiktaş'a zarar verdiği gibi destek verdiklerini sandıkları yönetim kurullarına da zarar verdi ve vermeye devam ediyor.Yönetim Kurullarının gerçek dostu bu statükocular değil, acı da olsa yanlışları ve kuralları dile getirenlerdir. Bunu şimdiki Yönetim Kurulu da ileride daha iyi anlayacak.Yönetim Kurullarını bazen kendilerinden de korumak gerekir.Bu görev de Genel Kurul ve Denetim Kurulunun üzerindedir.

Şimdilerde FinansKartalları gibi hakaret içermeden,YK koltuğunda bulunarak ciddi sorumlulukların altına giren insanları da gereksiz yere yıpratmadan tüzük maddelerine ve objektif mali raporlara dayanarak sorumlu ve yapıcı eleştiri yapmak kültürünü Beşiktaş’ta geliştirmeye çalışan konuşmacılar da çıkmaya başladı ama ne yazık ki gidilecek daha çok yol var.


Bu kongre anlayışının kesinlikle değişmesi gerekiyor.Genel Kurul üyeleri olarak Şenol Hocanın Ümraniye’de sağladığı  disiplini kulüp yönetimleri için sağlayamazsak ve Genel Kurulları,yönetimlerin icraatlarının denetim ve hesap verme yeri haline getiremezsek sürdürülebilir başarıyı ne yazık ki yakalayamayız.Rakip Kulüpler her zaman bu kadar kötü yönetilmeyebilir.Rekabette kalıcı üstünlük için bu kültürü bir an evvel Beşiktaş olarak önce biz yaratmalıyız. 

19 Ocak 2017 Perşembe

BJK İçin Sürdürülebilir Başarı Ve Bütçe

Geçenlerde BJK AŞ Genel Kurulu yapıldı.AŞ’nin genel kurulları genellikle derneğin genel kurullarından daha verimli geçer.Dernek genel kurulunda yaşlı üyelerin anılarını dinlerken AŞ genel kurulunda Beşiktaş’ın idari ve mali sorunları dile getirilir.Üstelik bunlar SPK ve TTK mevzuatı gereğince genel kurul tutanağı ile kayda alınır ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda paylaşılır.AŞ genel kurullarında dernek genel kurullarında olduğu gibi statükoyu canhıraş savunmak adına kürsüye müdahale eden önde oturan ‘BJK ileri gelenler’i ve kenarlardaki ‘siyah giyinen adamlar’ da olmaz.Bu yüzden AŞ genel kurulları gayet medeni bir ortam içinde olur.

Hem kulübün mali olarak duvara çarpmış olması hem de yürürlükte olan UEFA finansal kriterleri bizlerin de işini neyseki artık biraz daha kolaylaştırdı.Ama yine de bir süredir elimden geldiğince bütçe konusunu dile getirip bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum.Bazen tek tek yöneticilerin bu konuda farkındalıkları olsa da bu kurumsal bir kültürdür.Ve değişimi sağlamak da hiç kolay değildir.Bu yüzden ne kadar dile getirilirse o kadar iyi olur düşüncesindeyim.

Bütçe dediğimiz bir işletmenin gelecek dönemle ilgili faaliyetlerinin sayısal yönetim planıdır.Ne yazık ki futbol kulüpleri ulaştıkları mali büyüklüğe rağmen hala bir dernek amatörlüğü kafasıyla plansız,programsız ve disiplinsiz bir şekilde yönetilmeye devam ediliyorlar.Ülke futbolu olarak  yaratılan hiç de azımsanmayacak sponsorluk ve naklen yayın gelirlerine rağmen futbol kulüplerinin uluslararası pozisyonları ve mali durumları da işte bu yüzden vahim durumda.Biz diğer kulüpleri bırakalım ve Beşiktaş’a bakalım:

Beşiktaş AŞ’de işletmenin sürekliliği kapsamında her sene mali tablo dipnotlarında sunduğu bir sonraki faaliyet yılı bütçeleri ile gerçekleşmeler arasında dünya kadar fark olur.Normal işletmelerde gider tarafında maksimum yüzde beş,gelir tarafında ise maksimum yüzde on sapma kabul edilebilir sayılırken Beşiktaş AŞ’nin özellikle gider bütçesinde 2014-2015 faaliyet yılında olduğu gibi yüzde yüze! kadar aşım olabiliyor.Normal bir işletme olsa o sene kepenk kapatmış ve işletmede kimse kalmamıştı.

Faaliyet konusu futbol olunca özellikle gelir tarafını bütçelemek biraz zor olabilir hakikaten.Gelen bir şampiyonluk gelir kalemlerini ciddi ölçüde etkileyebilir.Ama gider tarafı çok büyük oranda  yönetimin planlaması ve kontrolüne bağlı.Eğer bu kadar sapma oluyorsa bir yönetim planı,bir bütçe sistemi ve bütçe kontrolü de yok demektir.Eğer bir sistem varsa da bunun adı “yaptım oldu sistemi” ya da “saldım çayıra Mevlam kayıra sistemi” dir.

Bütçe bir işletmenin yönetim planıdır,organizasyonudur ve namusudur.Kaldı ki Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ yöneticileri bütçelerini Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyelerini temsilen ve derneğin genel kurulundan aldığı bütçe yetkisi paralelinde de gerçekleştirmek durumundalar.Çünkü BJK Kulübü tüzüğü yönetime bütçeyi sadece yüzde 10’a kadar aşabilme yetkisi vermiş.Bunun üstündeki harcamalar olağanüstü bir genel kurul ile ilave yetki almayı gerektirir.Bu yüzden BJK AŞ yöneticilerinin bütçe disiplinine herhangi bir işletmeden çok daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Beşiktaş için bütçenin hazırlanması ve tatbik edilmesindeki aksaklıkları çözmek ve bu konuda kurumsal bir kültür oluşturmak acil bir sorun olarak gözüküyor. Bütçe sistemi ve disiplini olan bir kurumun iyi de bir faaliyet planı vardır.Başarılı bütçe uygulaması da başarılı bir organizasyon yapısını getirir ki bu da kurumu faaliyet başarısına götürür.Beşiktaş için bunun adı sürdürülebilir sportif başarıdır.

Yüksek bütçelerle şampiyonluk arasında güçlü ilişki elbette var.Daha düşük bütçe de zaman zaman şampiyonluk getirebilir ama  sürdürülebilir kalıcı başarı için bütçe sistemi ve bütçe disiplini olmazsa olmaz koşuldur.

Bülent Topbaş