21 Şubat 2019 Perşembe

Semte Dair Tarihi Bilgiler-I


Bu yazı hep yazdığım gibi bütçe,borçlar ve mali disiplin üzerine değil.Tarih üzerine.Bence daha keyifli.Semtte bastığımız yerleri toprak diyerek geçmeyip tanıyalım amacıyla semte dair birkaç bilgi paylaşacağım.

Her maç öncesi indiğim iskele civarından başlıyayım.Malum burada bizi Barbaros Hayreddin Türbesi karşılar.İtiraf edin kaç kişi semte adını veren bu türbeyi fark etmedi bile.Mimar Sinan yapısıdır.Türbenin Barbaros’un konağının yanına yapıldığını biliyoruz.Anlaşılacağı üzere bu konaktan geriye bir şey kalmamış.

Türbenin yanında ise Barbaros Hayreddin heykeli yer alır.Heykeltraşları çok afedersiniz ama Türk Heykelinin iki ustası Zühtü Müridoğlu ve Hadi Baradır.Bundan sonra bir de bu gözle bakın.Heykelin üstündeki dizeler ise Yahya Kemal’e aittir.

Limon almak için evden çıkıp bir daha evine dönmeyen Neyzen Tevfik’in tam bu iskelenin karşısında bir evi olduğu ve vapurla yanaşanların taraçada ispirto içtiğine müşahade ettiği ve neyine kulak misafiri olduğu söylenir.Neyzen, Yahya Kemal’e gıcık olduğu için Barbaros’un heykeldeki hareketinden yola çıkıp ‘Barbaros sanki kıçını siliyormuş’ gibi diyerek bu dizelere bok atmışlığı da vardır.

Çırağan sarayının bulunduğu yerin Beşiktaş mevlevihanesine ait olduğu ve Çırağan’ın yangınlarına atıfla buraya yapılan binaların iflah olmamasının nedeninin de bu olduğu söylenir.Neyse ki biz stadımızı taşımışız oradan.

Çırağan Sarayının tepelerinde Şeyh Yahya Efendi’nin dergahı vardır.Manzara da o biçimdir.Kendisi Trabzon doğumlu olsa da rivayet o dur ki Beşiktaştaki bu yeri rüyasında görmüş ve ondan sonrasında Beşiktaş’ın, Boğazın ve denizcilerin piri olmuştur.Süt kardeşi olan Kanuni Sultan Süleyman da saygısından saraya onu davet etmez kendisi de buraya ziyarete gelirmiş.Pirin duasını almadan ne balıkçılar balığa çıkarmış ne de donanma savaşa gidermiş.Hatta denizcilerin denizden geçerken şeyhe verdikleri selam olan "Ey ya molla" sözünün denizcilerin kullandığı 'heyamola'ya dönüştüğü de söylense de ben buna pek inanmadım açıkçası.Ama yine çok afedersiniz bu türbe de bir Mimar Sinan eseridir.

Tekrar yönümüzü stada doğru çevirirsek yine muhteşem bir Sinan eseri olan Sinan Paşa Camii ile yüz yüze geliriz.Rüstem Paşa’nın kardeşi olan Sinan Paşa için denizden aslında anlamadığı ve iltimasla kaptan-ı derya  yapıldığı söylense de önemli savaşlarda bulunmuşluğu vardır.Camiiye girmediyseniz bir girin.Sinan Camilerine göre daha loş ve mistik bir yapısı vardır.Bu özelliği;ya efkardan,ya isyandan ya da şampiyonluktan sürekli duman altı olan Beşiktaş semtine de Beşiktaş taraftarına da uymuştur.

Sorun şu ki bu camiinin bir de külliyesi vardır.Bu külliyenin önemli parçalarından biri olan Köprübaşı Hamamı yol genişletme planının parçası olarak yıkılmıştır.Evet evet yanlış duymadınız…Şehir planlaması!!na kurban verilen bir çok Mimar Sinan eseri gibi bu eseri de artık ne biz ne de çocuklarımızın görme şansı olmayacak.

Şehir planlaması demişken;bugün hala  Sebil ‘cafe’ olarak hizmet vermesine rağmen güzelliğini yitirmemiş olan Koca Yusuf Paşa Sebili de az kalsın güme gidiyormuş.Koca Yusuf Paşa Sebili karşısındaki camiinin hemen önündeymiş.Ama neyseki yol genişletilirken bunu yolun karşına set üstü tarafına taşımışlar.

Yol planlaması deyince yolu uzattık.Geri dönersek eğer bu denizci semtin Deniz Müzesini görürüz.Peki kaçımız biliyoruz,bu müze binasını, Türkiye’yi 10 yılda demir ağlarla donatan Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasını da yapmaya talibim diyerek tayyare imalat atölyesi olarak kurduğunu?74 yıl önce Numara 36 uçağı burada yapılmıştı.

Hemen yanında ki Beşiktaş mütevaziliği ile uyumlu olmayan Shangri La Hotel binası ise yıllarca tütün deposu olarak hizmet vermiş.Harabeye dönüp otel olmadan önce ise Grundig televizyon fabrikası olarak kullanılıyordu.

Akaretlerde Şair Nedim ve Süleyman Seba caddesinin kesiştiği ve bugün W Hoteli girişi olarak kullanılan köşe ise ressam Zonaro'nun atölyesidir.

Akaretler 36 numaralı ev ise bildiğiniz gibi Atatürk ve ailesinin yaşadığı evdir.Atatürk savaşa giderken Zübeyde Hanımı BJK kulüp yöneticilerine emanet etmişti.

Atatürk demişken semte dair küçük bir anekdot da Kılıç Ali’ye dair anlatalım. Kılıç Alinin gerçek adı Asaf Emrullahtır. Gizli görev için ilk defa Mustafa Kemal ile tanıştırıldığı zaman sana bir kod isim bulmamız lazım der ve M.Kemal Asaf Emrullah'a nerelisin diye sorar.Onun “Beşiktaş’ın Kılıç Ali Mahallesindenim” demesi üzerine de Mustafa Kemal  “O zaman senin adın Kılıç Ali olsun” der.