Sorumluluk, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yönetim standartları yükselmediği sürece
kulübümüzün sürdürelebilir bir başarıya
ulaşıp bir dünya kulübü olmasının mümkün olmadığını daha önceki blog yazımda
yazmış ve gerek futbolun endüstrileşmesi ve gerekse kulüplerin futbol faaliyetlerini
halka açık anonim şirket şeklinde sürdürmesi nedeniyle futbol kulüplerinin
tüzüklerinin icraya bir çerçeve oluşturmada yetersiz kaldığını belirtmiştim. Bunun
da acı sonuçlarını zaten hep birlikte gördük.
Demokratikleşme
ve kurumsallaşma açısından tüzükte iyileştirilebilecek bir çok alan ve doldurulması
gereken boşluklar var .Ben ise bu yazıda daha çok parasal konularla ilgili
hususlara dikkat çekmeye çalışacağım.Bunların başında da harcama ve borçlanma
limitleri geliyor.Tüzüğümüzde bu iki yetkinin sınırlanmasına ilişkin bir takım
ifadeler olmakla birlikte bu hükümler net biçimde tanımlanmadığı için BJK
tüzüğünde harcama ve borçlanma yetki sınırlarının aslında olmadığını elimden
geldiğince her yerde söylemeye çalışıyorum.
Örneğin tüzüğümüzde
yer alan aşağıdaki maddeye bakalım:
Bütçe
Madde 54.
Yönetim Kurulu; daha önce Genel Kurul tarafından kabul edilmiş
bütçe dışında gereksinim duyulması halinde kabul edilen bütçenin %10’u oranında
ayrıca borçlanabilir, %10’u aşan miktar için ise ancak Genel Kurul’un onayını
alarak borçlanabilir. Bu hükme aykırı hareket eden Yönetim Kurulu, yaptığı
bütçe dışı harcamanın tamamından ortaklaşa ve zincirleme sorumludur.
Ve bu
sınırlama aşağıdaki madde ile desteklenmiş:
Denetim Kurulu Görev ve
Yetkileri
Madde 43.
Denetim Kurulu;
h. Yapılan denetim sonucunda, kulübün mali bünyesini
etkileyecek gereksiz harcamaların veya Genel Kurul’ca kabul edilmiş ve tüzük
hükümlerine aykırı bütçe dışı borçlanmaların tespiti halinde, Genel Kurul’u
olağanüstü toplantıya çağırmakla yükümlüdür.
Yani hem bütçe harcaması ve borçlanma için bir sınırlama getirilmiş hem de
bu hususun denetimi ve gözetimi için Denetim Kurulu,genel kurulu olağanüstü
toplantıya çağıracak kadar da yetkilendirilmiş.Kağıt üzerinde herşey iyi,değil mi?.Ama ne yazık ki uygulamada öyle
değil.Çünkü tüzükte bütçenin ne olduğu
ve ilkeleri net olarak tanımlanmadığı
için bu maddeler bir bütçe disiplini sağlamıyor.Tüzük hükümlerinin ne kadar
yetersiz kaldığını 2014 yılı faaliyet dönemi için Genel Kurulun önüne getirilen
bütçe bize gösteriyor mesela:
Anlaşılması kolay olsun
diye tabloya faaliyetlerimizin önemli bir bölümünü oluşturan futbol şubesi
gelir giderlerini aldım.Görüldüğü gibi 2014 yılında genel kurulun önüne 70
milyon açık veren bir bütçe getirilmiş. Gelirler ve giderler yabancı kaynak ile
yani borç ile eşitlenmiş.Yönetim Kurulunun böyle bir bütçe getirebilmesini
önleyecek bir hükmümüz yok.İşin acı tarafı; bu haliyle gelen bütçe önerisine
Genel Kurul neredeyse oybirliği ile yetki verdi.
Ayrıca bütçede yabancı
kaynak,gelir bütçesinin en fazla ne kadarı olabilir diye açık bir hüküm de yok.Tüzük
sadece alınan bütçe yetkisinin ne kadar aşılabileceğine hüküm getiriyor ama bu
bütçenin ne kadarı yabancı kaynak olabilir diye bir hükmü yok.Yani bizim
aslında yönetimlere getirdiğimiz bir borçlanma limitimiz de yok.Bütçe böyle
yapılabildikten sonra yüzde on aşılsa ne olur aşılmasa ne olur.Eğer tüzüğünüze “bütçenin giderleri ,gelirleri aşamaz” ya da “yabancı
kaynak gelir bütçesinin %20’sinden
fazla olamaz” gibi
bir bağlayıcı hüküm konmazsa borçlanma ve harcama limitine ilişkin süslü
maddelerin hepsi fiilen yok hükmüne gelir.Böylece yönetimler de her türlü
saçlamalama yetkisinin boşluğunu bulmuş olurlar.
Bunları koydunuz diyelim
sorun yine bitmiyor. Belki de geçen sene önümüze getirilen bütçenin yanlışlığını
benim gibi dile getiren çok olduğu için bu sene genel kurulun önüne yatırımın
bile gelir fazlasıyla yapıldığı artı veren bir bütçe geldi. İyi de bu bütçe
tahminleri ne kadar gerçekçi yapıldı ve eğer tutmazsa ne olacak?
Bu seneki genel kurulda önümüze
getirilen bütçeye isterseniz bir göz atalım:
Gelirler
Giderler
Gerçekten de eğer stadyum
gelirlerimiz burada bütçelendiği gibi 120 milyon TL ve UEFA gelirleri 60 milyon
TL olursa gelir fazlası veren bir bütçemiz var.Ama hepimizin bildiği gibi stad
henüz tamamlanmadı ve stadın en çok gelir getiren kısmının satışları zaten üç
senelik tahsil edildi.Öte yandan şampiyonlar ligine kalmadığımız için buraya
konan UEFA gelirleri rakamının ne kadar gerçekçi olduğunu hepimiz
biliyoruz.Yani bu bütçenin tutmayacağını şimdiden söylemek için çok fazla hesap
kitap bilmeye gerek yok.Ancak önümüzdeki sene bütçe yine aynı formatta gelirse
biz bu seneki bütçe hedeflerinin tutup tutmadığını doğrudan göremiyeceğiz.Çünkü
bütçe, bize ,önceki yılın hedefleri ve gerçekleşmeleri ile karşılaştırmalı bir
şekilde gelmeyecek ve yine muhtemelen bunun gibi “Andersen’den
Masallar” şeklinde
gelecek.Tüzüğümüzde ve işleyişimizde bunun için bir hesap verme mekanizması da yok.
Halbuki Denetim Kurulunun;
gelirler bütçelendiğinden yüzde on aşağıda ya da giderler bütçelendiğinden yüzde
on yukarıda ise bunun açıklamasını YK’dan isteyebilmesi gerekir.Tüzüğümüzde buna ilişkin açık
hükümler bulunmalı ve denetim kurulunun da bu konuda yetkilendirilmesi gerekir.Eğer
böyle bir hesap sorma mekanizması yoksa bütçe disiplini yine hayal olur.
Nihayetinde mekanizma
şudur:
Genel Kurul Yönetim
Kuruluna harcama ve borçlanma yetkisini verir.YK bütçeyi tatbik eder.Denetim
Kurulu bunları Genel Kurul adına kontrol eder ve yıllık raporunda yetkinin
aşılıp aşılmadığını net olarak rapor eder.
Hatta bana kalırsa Denetim
Kuruluna, Genel Kurula sunduğu yıllık raporun son bölümünde ibra ya da ibra
etmeme yönünde kendi görüşünü bildirmesini sağlamak da denetimin etkinliğini
arttırmak adına oldukça faydalı olacaktır.
Tüzüğe,eğer,Denetim
Kurulu’nun görev ve
yetkilerini net olarak tanımlar ve yıl sonu raporu için objektif kriterleri koyarsınız , Denetim Kuruluna böyle bir yetki vermekten çekinmeye de gerek kalmaz.Böylece
ibra müessesesinin objektif şartları da tanımlanmış olur.Ama eğer bu
tanımlamalar yapılmaz ve bu yetkiler verilmezse icranın denetimi açısından hem
Denetim Kurulunun hem de Genel Kurulun etkinliği kalmaz ve şimdi olduğu gibi seçimsiz
kongreler içi boş bir aktiviteye dönüşür.
Burada önemli olan
Denetim Kuruluna bu yetkinin verilmesi değil bu yetkinin tüzükle objektif kriterlere bağlanmasıdır.Yoksa tüzüğümüzde Denetim
Kuruluna “olağanüstü
Genel Kurul çağrısı”
yapabilmek gibi çok önemli bir yetki verilmiş zaten.Buraya açık bir şekilde dış
kaynak veya gelir bütçesinin aşım limitleri konmazsa eğer asıl o zaman denetim
kurulunu politize etmenin ya da işlevsizleştirmenin önünü açmış olursunuz.
Bütçe konusunda dikkat
çekmek istediğim başka bir husus da önemli büyüklükteki tesis yatırımları bütçe
yetkisinin genel kuruldan ayrıca alınması gerekliliğidir. “Önemli Büyüklük” için de mesela “yıllık
gelir bütçesinin %10’u” gibi bir tanımlama
yapılabilir. Taşınmazlar için getirilecek yatırım bütçesinde taşınmazın
planı,maliyeti,ne kadar sürede bitirileceği ve nasıl finanse edileceği detaylı
biçimde genel kurula sunulur.Alınan yetki de ancak sınırlı bir süre içindir.Bu
süre sonunda yatırım nihayetlenmemişse Yönetim Kurulu o zamana kadar
yapılanların hesabını verir ve genel kurul uygun görürse yetki süresinin
uzatılmasına karar verir.
Diğer kulüplerin
tüzüklerine bakıldığı zaman BJK tüzüğünde
bu konuda ciddi bir boşluk olduğu görülür.Eğer tüzüğümüzde böyle bir madde olsa
idi Vodafone Arena için ne kadarlık bir harcama yapılacağını,ne zaman
tamamlanacağını,bu harcamanın nasıl finanse edileceğini ve nasıl bir gelir
akışı hesaplandığını biliyor olacak ve buna göre yetki verip, gerektiğinde de
hesap sorabilecektik.
Harcama disiplinin sağlanması açısından gelecek dönem gelirlerinin
kullanılmasının disiplin altına alınması da yine tüzüğün iyileştirilmesi
gereken taraflarından biri.
Tüzüğümüze göre:
Madde 58.
Yönetim Kurulu, gelir sağlayıcı anlaşmalar görev
sürelerinden uzun olsa bile bu gelirleri, Genel Kurul tarafından kabul edilen
bütçeye uygun olarak harcayabilir
“Bütçeye uygun olarak harcayabilir” cümlesi kulağa çok rahatlatıcı gelmekle birlikte fiilen bir
hüküm ifade etmediğini söylemeliyim.Bunun anlamlı olabilmesi için gelecek dönem
gelirlerini dış kaynak olarak tanımlanmış ve bütçe içinde dış kaynağa bir limit
konmuş olması gerekirdi.
Ve son olarak;tarihe de
not düşmek açısından aşağıdaki maddeye dikkat çekmek istiyorum.
Madde 28:
l. Kulübün
sahibi veya hâkim hissedarı olduğu şirketlerdeki hisse oranı yüzde % 51’in
altına düşmemek kaydıyla; halka açılması veya halka açıklık oranın
değiştirilmesi konusunda karar almak ve bu kararların uygulanması için Yönetim
Kurulu’na yetki vermek. Genel Kurul tarafından verilecek bu yetki, Yönetim
Kurulu’nun görev süresi ile sınırlıdır.
İmtiyazlı paylardan
dolayı BJK AŞ hisselerinin halka açıklığı yüzde 50’yi aşsa bile BJK yönetimi BJK AŞ’de yönetim kontrolünü kaybetmeyebilir.Ancak son dönemlerde
gerek Sermaye Piyasası Kanunu gerekse Türk Ticaret Kanunu liberalleşmekte ve özellikle
sürekli zarar eden halka açık işletmeler için imtiyazları kaldırıcı
düzenlemeler yapılmakta.Bu da krediler karşılığında yüzde 51’i aşacak şekilde verilen hisse teminatlarının bir gün BJK AŞ’de kulübün yönetim
çoğunluğunu kaybedebilme riskini barındırmaktadır.Bu yüzden tüzüğümüzdeki bu maddenin
“...varsa
üçüncü kişilere ve finans kuruluşlarına teminat olarak verilenler de dahil
olmak üzere yüzde 51’in
altına düşmemek kaydıyla...”diye revize edilmesinde hayati fayda vardır.
Buradan bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyorum:Uzun vadeli
sürdürülebilir ve kalıcı bir başarı için yukarıdan ve aşağıdan kontrol
yöntemleriyle mali disiplin,şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması şart. Bir
milyar TL’yi aşmış bilanço büyüklüğü ve yıllık 500 milyon TL’yi aşmış bütçesi
ile kulübümüzün daha kurumsal yönetilmesi gerektiği açıktır.Bunun için de
tüzüğümüzün kapsamının BJK Futbol AŞ’yi de kapsıyacak şekilde iyileştirilip
entegre edilmesi, icranın harcama ve borçlanmada uyması gereken bir genel
çerçevenin çizilmesi ve icranın bu çerçeveye uygunluğunun da Denetim Kurulu ve Genel Kurul tarafından
etkin olarak denetlenmesi şarttır.
Bu noktada Genel Kurul iradesinin sağlıklı çalışıyor olması da hayati bir konudur.Genel
kurullara katılım oranı düşük olduğu
zamanlar genel kurul iradesinin “becerikli”
kulüp profesyonelleri tarafından sağlanıyor olması yapacağınız her türlü
tüzük revizyonunun etkisizleşmesi anlamına gelecektir.İyi hazırlanmış bir
tüzük,bilinçli ve bağımsız üyeler ve etkin çalışan kurullar ile eninde sonunda
uzun vadeli sürdürelebilir başarı gelecektir.
Bülent Topbaş
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder