Sizce Türkiye’nin en değerli perakendecisi
hangisidir? Migros mu? Carrefour mu? Migros kamyonlarının mahallelere anonslarla
girdiği zamanları hatırlayan biri olarak logosuyla, maskotuyla ve çok büyük
mağazalarıyla benim aklıma hemen Migros geliyor. Halbuki Türkiye’nin açık ara
en değerli perakende zinciri, 1995 yılında 12 milyon TL sermaye ile kurulan
BİM’dir. Satılmadan önce yıllarca Koç Grubunun amiral gemiliğini yapan
Migros’un piyasa değeri 3.7 milyar TL iken BİM’in piyasa değeri bugün 14,5
milyar TL olmuş ve neredeyse Migros’un dört katına ulaşmıştır. BİM’in hikayesi,
ders çıkarılması gereken çok büyük bir yönetim başarısıdır.
Danışman kuruluşların “rekabeti yoğun ve giriş
bariyeri yüksek” şeklinde görüş verdiği ve Hüsnü Özyeğin gibi girişim dehasının
Gima ile “zarar ettiği tek sektör” olan perakendede BİM nasıl fark yarattı?
Cevap, “hard discount” modeli.
“Hard discount” modeli, Almanya’da Aldi ile başarısını
kanıtlamış bir yöntemdir ve BİM’in kurucuları bu yapıyı Türkiye’ye getiren öncü
ekip olma ayrıcalığına sahiptirler. Ayrıcalıkları şuradan gelir: Model Türkiye’ye
adapte edilirken basit ve sade bir plan oluşturuldu; Aldi’deki sıçramanın
yapıtaşlarından biri olan yönetici ekibe katıldı.
Tedarik,
lokasyon, operasyonel maliyetler ana başlıklarından oluşan BİM iş modeli firmanın
internet sitesinde yer almakta. Dikkatimi çeken hususları sizlerle paylaşmak
istedim:
Tedarik
BİM’in
başarısının ana etkeni “tedarik yönetimi”dir. Mağazalarda
yer alan ürünler, markası ve formülü yalnız BİM’e ait olan ve BİM’in seçtiği
tedarikçilerce üretilen yüksek kalitede ürünlerdir. Tedarikçilerle
olan ilişki, bir satın alma ilişkisinden öte iş ortaklığı haline gelmiştir. BİM’in
tedarikçilerini iş ortağı haline getirmesiyle yaptığı devrim, “ucuz olan
kötüdür” algısını kökten değiştirmiştir.
Lokasyon
Rakiplerinin ve genel kabul gören düşüncenin aksine,
BİM, ana caddelerde yüksek maliyetli mağazalar açmak yerine, aynı bölgedeki ara
sokaklarda hizmet sunmayı tercih etmiştir. Bu şekilde kira maliyetlerinde elde
edilen tasarrufu, fiyatları düşürerek tüketici lehine yansıtmıştır.
Operasyonel
Maliyetler
Ürün fiyatlarını yükseltecek yönetim, personel,
mağaza dekorasyonu, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetleri gibi her türlü
harcama en düşük seviyede tutulmuştur. Ürün gamı, tüketicinin %80 ihtiyaçlarını
karşılayacak 600 kalem ile kısıtlanmış ve ürün yönetimi maliyetleri daha da
düşürülmüştür.
Yukarıda üç başlıkta özetlemeye çalıştığım iş
modeli, Yönetim Kurulunun doğru stratejisiyle hayata geçirilmiş ve dezavantajlı
olunan rakiplere karşı destan yazılmıştır. Şimdiye kadar ihmal edilen ve
toplumun çoğunluğunu oluşturan müşteri segmentine uygun ürün, fiyat, kalite bileşkesiyle
sektörde açık ara şampiyon olunmuştur.
BİM’in perakende sektöründe geldiği yeri anlamak
için Real Madrid’siz bir La Liga’da Barcelona’yı örnek verebiliriz. Başarı, doğru
Yönetim Kurulu stratejisi ve etkin profesyonel yöneticilerin omuzlarında
gelmiştir.
Fikret Orman ve ekibi yönetime geldiği zaman dile
getirdikleri “yeniden yapılanma”yı, BİM benzeri “Beşiktaş’a özgü yapılanma
modeli” olarak algılamış ve ilk duyduğumuzda çok heyecanlanmıştık; çünkü Beşiktaş
artık ayağa kalkacaktı. Ne yazık ki heyecanımız yerini hüsrana bıraktı. Bugün
geldiğimiz noktada, bırakın iyi tanımlanmış, sade, kararlı ve profesyonellerle yönetilen
bir iş modelini kulübümüzde görmeyi, “Transferleri bundan sonra ben yöneteceğim.”
noktasına geri gelen bir başkan dönemini yaşıyoruz. Demirören dönemi kadar saçmalıklar
yapılmıyor olması sizi rahatlatmasın, çünkü kulübün mali durumu düzgün olsaydı
Demirören dönemini aratacak aksiyonlara şahit olabilirdik galiba.Q7’yi yeniden
transfer edebilen bu yönetim, kafa karışıklığının boyutunu bize yakın zamanda ispatladı
ve Beşiktaş’ı yönetirken kafasında herhangi bir modeli olmadığını tescilledi.
Özetlemek
gerekirse, bu yönetim, rotasını belirlemiş ve mürettebatını iyi oluşturmuş BİM
yönetiminin aksine yolunu kaybedip oradan oraya savrulup duran bir gemi örneği sunmaktadır.
Ne kaptanın ne de mürettebatın kalibresinin gemiyi rotaya sokmaya yeterli
olmadığı da artık netleşmiş durumdadır.Rakiplerinden farklılaşabilecek,
kendi güçlü yanları üzerine kurulu, hedefleri net ve iyi bir modelle yönetilmeyen
Beşiktaş’ın başarıya ulaşma şansı yoktur; çünkü nereye gitmek istediğini bilmeyene hiç bir rüzgarın faydası olmaz.
BİM’in başarısı,Beşiktaş
yöneticileri için çıkarılması gereken derslerle dolu. Sadece özkaynak düzeni ve
pahalı markalar yerine akılcı transferleri çağrıştıran tedarik yönetimiyle değil, bir
modeli ve planı olup bunu kararlı bir şekilde ve iyi bir ekiple uygulamasıyla
da derslerle dolu. İyi okumak ve dersler çıkarmak lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder