19 Aralık 2018 Çarşamba

Beşiktaş'tan Uzak Durun #KeepAwayFromBesiktas #BesiktastanEliniziCekin



Beşiktaş’ın bir kültürü ve kimliği vardır.Bunlar büyük oranda bizi Beşiktaşlı yapan ve Beşiktaşlı olduktan sonra bizim kimliğimize de etki yapmaya devam eden değerlerdir.Elbette bütün Beşiktaş taraftarı tek renk değil.Farklı renklere gönül vermiş benzer değerlere sahip bir çok taraftar da vardır.Ama genel olarak tribünlerine ve camiasına rengini veren; tarihinden, kurucularından, doğduğu ve beslendiği semtten gelen farklı bir kimliği ve dokusu vardır Beşiktaş’ın.

Çarşı’nın ruhu da buradadır;Kara Kartal efsanesini yaratan ruh da…

Beşiktaş tribünlerinde örneğin,kimse, rakip takımın hocasını aşağılamak için,onun geldiği sosyal statüye referansla ‘ Rıza Efendi iki ekmek bir de süt’ pankartı açmaz.Açmaya yeltenen çıkarsa da tribünün çoğunluğu bunu açtırmaz.

Mahalle delikanlısıdır.Emekten, garibandan ve güçsüzden yanadır.

‘Hepimiz Plütonuz’ sloganı bir tek bu tribünde yaratılır ve söylenir.

İnönü’de bir maçtan sonra ne olduğunu anlamadan maç sonunda kendiliğinden atkıları ve şapkaları Van depremzedeleri için atmış olarak bulursunuz. Bunun için önceden planlamaya da gerek yoktur.

Şerefli ikincilikleri bir tek Beşiktaş taraftarı içine sindirir.15 yıl şampiyonluk görmeden, stadı bir tek Beşiktaş taraftarı doldurur.

Altyapıdan bir genç oyuna girdiği zaman en çok Beşiktaşlı heyecanlanır.Sonuç odaklılığı bırakır;ona,takıma ve hocaya olması gerekenden fazla kredi verir.

Burak gibi bir oyuncusu ceza sahasında hakemi aldatıp penaltı alırsa bu sadece Beşiktaşlıların çoğunluğunun boğazına bir yumruk gibi oturur.

Şeref ve Hakkı’nın Beşiktaş tarihinin önemli yapı taşları olması kaderin de bu değerlerin yanında olmasıdır bir nevi.

Ve yine bu yüzden Beşiktaş’ın sitesinde yer alan kurumsal kimliğinde aşağıdaki değerler yazılıdır:

  • Şerefimizle Oynarız
  • Hakkımızla Kazanırız
  • Halkın Takımıyız
  • Özümüzden Güç Alırız
  • Renklerimize Tutkuyla Bağlıyız


Değer ne demek?Başına tabanca dayandığında vazgeçemeyeceğin konudur değil mi?Beşiktaş işte bu bahsettiğim değerlerini bir takım menejer baronları ve onların yancıları uğruna kolaylıkla terketti.Bırakın değerlerini ve uzun vadeli yeniden yapılanma stratejisini, bir yıllık bütçe ve nakit akışına bile bakmadan #ComeToBesiktas ile Katar ve Çin’den önceki sondan birinci durak haline geldi.Şimdi de vizyonsuz,plansız,programsız ve altı boş bir şekilde global kulüp olma kampanyası altında büyük maliyetlerle alınan futbolcular, sezon ortasında takım yarı yolda da bırakılarak gönderiliyor.

Bu yola girerek sadece Beşiktaş’ın paraları heba edilmedi;Feda dönemi ve işte bu tarihsel değerleri de heba edildi.Eğer tarihimizin ve kültürümüzün gerektirdiği stratejiyi net olarak tanımlayıp tutarlı bir şekilde uygulayamazsak tükenip gideriz.Benden söylemesi…

1 Haziran 2018 Cuma

Mali Konularda Sistemli Bir Şekilde Yapılan Tüzük İhlalleri


1.       Faaliyet Raporu ısrarlı uyarılara rağmen bir türlü genel kurul üyelerinin eline kongreden 15 gün önce ulaşmıyor.İlgili Tüzük Maddesi:

 Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
f. Kulübün Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu konsolide finansal tablolarını ve bunlara ilişkin bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan denetim raporunu, Genel Kurul’a sunulmak üzere yıllık Olağan İdari ve Mali Genel Kurul ilk toplantı tarihinden 15 (on beş) gün önce, isteyen kulüp üyelerinin alabileceği şekilde kulüp merkezinde hazır bulundurur.

2.       Faaliyet Raporunda BJK Denetim Kurulu’nun görüşü yer almıyor.Sadece bağımsız denetim şirketinin görüşü var.Ama burada kritik olan Genel kurul üyeleri adına hesapları ve yetki aşımlarını izlemekle genel kurul tarafından yetkilendirilmiş Denetim Kurulunun görüşüdür.Denetim Kurulu görüşü genel kurulda kürsüde okunuyor ama genelde kongre telaşının gürültüsüne gidiyor.

3.       Gelecek dönem bütçe önerisi,faaliyet yılı biten bir önceki dönemin bütçe rakamları ve bir önceki yılın gerçekleşen rakamları ile karşılaştırmalı olarak gelmiyor.Genel Kurul üyelerinin yönetimin performans ve yetki  aşımlarını izleyebilmesi için kesinlikle bu formatta gelmesi gereği tüzüğümüzde açıkça ifade edilmiştir:

Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
Madde 38.
c. Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçenin uygulanmasını sağlar. Kulübün gelir ve gider hesaplarına ilişkin işlemleri yapar ve gelecek döneme ait bütçeyi Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve tüzüğün 54/a maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak ve bir
önceki yılın gerçekleşen tutarlarıyla karşılaştırmalı bir şekilde hazırlayıp Genel Kurul’a sunar.

4.       Yönetim Kurulları yıllardır Genel Kuruldan aldıkları hem harcama yetkisini hem de borçlanma yetkisini aşmaktalar.Bu durum son iki yılın BJK Denetim Kurulu raporuna da yansımıştır.Her iki yetki aşımı da doğrudan ibra etmeme gerekçesidir. Hatta, tüzükte, bunun ara dönemde tespiti halinde Denetleme Kurulunun Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi bile tanımlanmış.

Tüzüğümüzün bütçe ile ilgili 54.maddesinin a) bendinde bu husus açıktır:

Yönetim Kurulu; daha önce Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçe dışında gereksinim duyulması halinde kabul edilen bütçenin %10’u oranında ayrıca borçlanabilir, %10’u aşan miktar için ise ancak Genel Kurul’un onayını alarak borçlanabilir. Bu hükme aykırı hareket eden Yönetim Kurulu, yaptığı bütçe dışı harcamanın tamamından ortaklaşa ve zincirleme sorumludur.

Görüldüğü gibi ısrarla yapılan bu ihlaller Mali ve idari genel kurulları bir hesap verme yeri olmaktan çıkarıyor.Genel Kurul üyeleri olarak,Genel Kurulları,yönetimlerin icraatlarının denetim ve hesap verme yeri haline getiremezsek sürdürülebilir başarıyı ne yazık ki yakalayamayız. Hatırlatmak isterim ki iyi bir bütçe sistemi ve disiplini olan bir kurumun iyi de bir faaliyet planı vardır.Başarılı bütçe uygulaması başarılı bir organizasyon yapısını getirir ki bu da kurumu faaliyet başarısına götürür.Beşiktaş için bunun adı sürdürülebilir sportif başarıdır.

Şimdiye kadar bu uyarılar hem kürsüden hem soyal medyadan yeterince yapıldı.Eğer düzeltilmiyorsa ihmal değil kasıt vardır ve demek ki artık hukuki yollara başvurmak gerekecektir.Bunu da şimdiden gelecek yeni yönetimlere de bir not olarak duyuralım.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Sürdürülebilir Başarıyı Ancak Mali Konularda da Şenol Güneş Disiplini Sağlarsak Yakalarız

Evet arkadaşlar donattık dört bir yanı bayraklarla,eğlendik davullarla zurnalarla,çınlattık dört bir yanı şarkılarla...Bir de bu sene de yine motorları maviliklere sürdük ki inanılmazdı...İçindeyken insan sanki masalsı bir dünyanın içindeymiş gibi hissediyor.Bunu bizlere yaşatan Şenol Hocaya,takıma ve onlara başarma ortamını sağlayan yönetime teşekkürler.

Şimdi ise kadehleri,konfetileri ve boş şişeleri toplayıp ortalığı toparlama zamanı. Dikkat ettiyseniz Şenol Hoca şampiyonluğun garantilendiği son Osmanlıspor maçında bile oyuncuların gevşemesine izin vermedi.Oyuncular tatile giderken yemek menülerini ve uyku vakitlerini bile tembihlemiştir diye tahmin ediyorum.Onun başarısının sırrı da burada sanırım.Ümraniye Ümraniye olalı bu kadar disiplinli,kurallı ve böylece de bu kadar başarılı olmadı.Biz de Hocadan dersler çıkarmalıyız.

Bugünlerde ‘Feda döneminden sefa dönemine’ diye başlıklar atıldığına siz bakmayın;sakın gevşemeyin ve büyük beklentilere kapılmayın.Beşiktaş mali açıdan ne yazık ki tünelin ucundaki ışığı henüz görmedi.Bu yüzden mali kongredeki bazı hususları hatırlatalım.Bizim Genel Kurulumuz zaten sağlıklı çalışmıyor,bir de şampiyonluk atmosferine girildiğinde iyice işlevini yitiriyor ve neyi dile getirirseniz getirin bir karşılık da bulmuyor.Örneğin:Denetim Kurulu raporu Fikret Orman’ın konuşmasının hemen ardından sunulduğu için gürültüden duyulmadı bile.Çünkü başkanın konuşması sonrasında salonda bir gürültü oldu ve salon boşalmaya başladı.Bu rapor nedense faaliyet raporunda da yer almadığı için böylece gürültüye gitmiş oldu.

Halbuki bu raporda çok önemli tespitler vardı:Bir önceki Genel Kurulda kabul edilen hem bütçe yetkisi hem de borçlanma yetkisi aşılmıştı.Aslında yönetim kurulları bunu uzun yıllardır yapıyor ama ilk defa bu durum bir denetim kurulu raporuna yansımış oldu.Hem borçlanma hem de bütçe yetkisinin aşılması bir yönetimi ibra etmemek için gereken en önemli koşullardan.Ama ne yazık ki genel kurullar buna aldırmıyor.Genel kurullar aldırmadığı için yönetim kurulları hiç aldırmıyor.
Bu seneki Denetim Kurulu raporu der ki:

Kulübümüzün 2016 yılı konsolide bütçesi bir önceki genel kurulda 597.829.104. TL olarak kabul edilmiştir. 2016 yılı sonu itibarı ile gider bütçesi %22,6 oranında aşılmıştır.  2016 yılı yabancı kaynak kullanımı ( borçlanma ) bütçesi 51.359.659.TL olarak planlanırken, gerçekleşen yabancı kaynak kullanımındaki artış ise 118.508.942.TL dir. Aradaki farkın önemli bir bölümü döviz cinsi finansal borçlara bağlı kambiyo zararından oluşmuştur.

Daha ne olsun!

Halbuki,kötü bir şekilde ifade edilmiş olsa da tüzüğümüzün bütçe ile ilgili 54.maddesinin a) bendinde bu husus açıktır:

Yönetim Kurulu; daha önce Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçe dışında gereksinim duyulması halinde kabul edilen bütçenin %10’u oranında ayrıca borçlanabilir, %10’u aşan miktar için ise ancak Genel Kurul’un onayını alarak borçlanabilir. Bu hükme aykırı hareket eden Yönetim Kurulu, yaptığı bütçe dışı harcamanın tamamından ortaklaşa ve zincirleme sorumludur.

Görüldüğü gibi Denetim Kurulunun tespit ettiği bu durum tüzüğe net bir şekilde aykırıdır ve tüzük;Yönetim Kurulu üyelerini bu ihlalden dolayı kişisel olarak sorumlu tutmuştur.

Dernekler Kanuna göre ‘borçlanma limit ve usulleri’ nin genel kurullarda ayrı bir gündem başlığı olarak alınması gerekir.Ne yazık ki BJK genel kurullarında böyle bir ihlal de var.Borçlanma limit ve usulleri ayrı bir gündem maddesi olarak getirilmiyor.Sadece bütçe önerisinde borçlanma gereksinimi ayrı bir kalem olarak gösteriliyor.Hadi bunu usule uygun olmasa da geçerli sayalım ama Denetim Kurulu raporuna göre bu borç rakamı da önemli ölçüde aşılmış durumda.Yani yönetim kurulu borçlanma yetkisini de aşmış.

Hem bütçe aşımı,hem borçlanma limitleri aşımı hem de devlete karşı olan borçlardan yönetim kurulu üyeleri kişisel olarak sorumlular.Beşiktaşta bu ihlallerin hepsi birden geçtiğimiz mali yılda gerçekleşti.İşin kötüsü bunların hiçbiri dile gelmedi,hesabı sorulmadı ve tartışılmadı bile. Halbuki bu ihlaller karşısında herhangi bir üye dava açsa Yönetim Kurulu üyelerinin ciddi ölçüde başı ağrır.

Bir takım Genel Kurul üyeleri bu gelişmelerden bihaberler.Onlar sadece futbol takımının şampiyonluğu ile ilgileniyorlar.Takım şampiyonluk rotasında olmazsa mali ve idari olarak her şeyi iyi giderken bile kazan kaldırabilir ve ibra etmeyebilirler.Bir de,Genel Kurullarda her halukarda statükoyu ve var olan yönetimleri alkışlayan; eleştiri ve bu tip hususların dile getirilmesine tahammülü olmayan bir omurga var.1000-1500 kişilik az katılımlı genel kurullarda, kongreyi bunlar domine ediyorlar.Demirören dönemine de yıllarca destek verdiler ve eleştiri getirenlere neredeyse saldırdılar.Hep yönetimlerin tarafında oldular.Bu yaklaşım Beşiktaş'a zarar verdiği gibi destek verdiklerini sandıkları yönetim kurullarına da zarar verdi ve vermeye devam ediyor.Yönetim Kurullarının gerçek dostu bu statükocular değil, acı da olsa yanlışları ve kuralları dile getirenlerdir. Bunu şimdiki Yönetim Kurulu da ileride daha iyi anlayacak.Yönetim Kurullarını bazen kendilerinden de korumak gerekir.Bu görev de Genel Kurul ve Denetim Kurulunun üzerindedir.

Şimdilerde FinansKartalları gibi hakaret içermeden,YK koltuğunda bulunarak ciddi sorumlulukların altına giren insanları da gereksiz yere yıpratmadan tüzük maddelerine ve objektif mali raporlara dayanarak sorumlu ve yapıcı eleştiri yapmak kültürünü Beşiktaş’ta geliştirmeye çalışan konuşmacılar da çıkmaya başladı ama ne yazık ki gidilecek daha çok yol var.


Bu kongre anlayışının kesinlikle değişmesi gerekiyor.Genel Kurul üyeleri olarak Şenol Hocanın Ümraniye’de sağladığı  disiplini kulüp yönetimleri için sağlayamazsak ve Genel Kurulları,yönetimlerin icraatlarının denetim ve hesap verme yeri haline getiremezsek sürdürülebilir başarıyı ne yazık ki yakalayamayız.Rakip Kulüpler her zaman bu kadar kötü yönetilmeyebilir.Rekabette kalıcı üstünlük için bu kültürü bir an evvel Beşiktaş olarak önce biz yaratmalıyız. 

19 Ocak 2017 Perşembe

BJK İçin Sürdürülebilir Başarı Ve Bütçe

Geçenlerde BJK AŞ Genel Kurulu yapıldı.AŞ’nin genel kurulları genellikle derneğin genel kurullarından daha verimli geçer.Dernek genel kurulunda yaşlı üyelerin anılarını dinlerken AŞ genel kurulunda Beşiktaş’ın idari ve mali sorunları dile getirilir.Üstelik bunlar SPK ve TTK mevzuatı gereğince genel kurul tutanağı ile kayda alınır ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda paylaşılır.AŞ genel kurullarında dernek genel kurullarında olduğu gibi statükoyu canhıraş savunmak adına kürsüye müdahale eden önde oturan ‘BJK ileri gelenler’i ve kenarlardaki ‘siyah giyinen adamlar’ da olmaz.Bu yüzden AŞ genel kurulları gayet medeni bir ortam içinde olur.

Hem kulübün mali olarak duvara çarpmış olması hem de yürürlükte olan UEFA finansal kriterleri bizlerin de işini neyseki artık biraz daha kolaylaştırdı.Ama yine de bir süredir elimden geldiğince bütçe konusunu dile getirip bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum.Bazen tek tek yöneticilerin bu konuda farkındalıkları olsa da bu kurumsal bir kültürdür.Ve değişimi sağlamak da hiç kolay değildir.Bu yüzden ne kadar dile getirilirse o kadar iyi olur düşüncesindeyim.

Bütçe dediğimiz bir işletmenin gelecek dönemle ilgili faaliyetlerinin sayısal yönetim planıdır.Ne yazık ki futbol kulüpleri ulaştıkları mali büyüklüğe rağmen hala bir dernek amatörlüğü kafasıyla plansız,programsız ve disiplinsiz bir şekilde yönetilmeye devam ediliyorlar.Ülke futbolu olarak  yaratılan hiç de azımsanmayacak sponsorluk ve naklen yayın gelirlerine rağmen futbol kulüplerinin uluslararası pozisyonları ve mali durumları da işte bu yüzden vahim durumda.Biz diğer kulüpleri bırakalım ve Beşiktaş’a bakalım:

Beşiktaş AŞ’de işletmenin sürekliliği kapsamında her sene mali tablo dipnotlarında sunduğu bir sonraki faaliyet yılı bütçeleri ile gerçekleşmeler arasında dünya kadar fark olur.Normal işletmelerde gider tarafında maksimum yüzde beş,gelir tarafında ise maksimum yüzde on sapma kabul edilebilir sayılırken Beşiktaş AŞ’nin özellikle gider bütçesinde 2014-2015 faaliyet yılında olduğu gibi yüzde yüze! kadar aşım olabiliyor.Normal bir işletme olsa o sene kepenk kapatmış ve işletmede kimse kalmamıştı.

Faaliyet konusu futbol olunca özellikle gelir tarafını bütçelemek biraz zor olabilir hakikaten.Gelen bir şampiyonluk gelir kalemlerini ciddi ölçüde etkileyebilir.Ama gider tarafı çok büyük oranda  yönetimin planlaması ve kontrolüne bağlı.Eğer bu kadar sapma oluyorsa bir yönetim planı,bir bütçe sistemi ve bütçe kontrolü de yok demektir.Eğer bir sistem varsa da bunun adı “yaptım oldu sistemi” ya da “saldım çayıra Mevlam kayıra sistemi” dir.

Bütçe bir işletmenin yönetim planıdır,organizasyonudur ve namusudur.Kaldı ki Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ yöneticileri bütçelerini Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyelerini temsilen ve derneğin genel kurulundan aldığı bütçe yetkisi paralelinde de gerçekleştirmek durumundalar.Çünkü BJK Kulübü tüzüğü yönetime bütçeyi sadece yüzde 10’a kadar aşabilme yetkisi vermiş.Bunun üstündeki harcamalar olağanüstü bir genel kurul ile ilave yetki almayı gerektirir.Bu yüzden BJK AŞ yöneticilerinin bütçe disiplinine herhangi bir işletmeden çok daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Beşiktaş için bütçenin hazırlanması ve tatbik edilmesindeki aksaklıkları çözmek ve bu konuda kurumsal bir kültür oluşturmak acil bir sorun olarak gözüküyor. Bütçe sistemi ve disiplini olan bir kurumun iyi de bir faaliyet planı vardır.Başarılı bütçe uygulaması da başarılı bir organizasyon yapısını getirir ki bu da kurumu faaliyet başarısına götürür.Beşiktaş için bunun adı sürdürülebilir sportif başarıdır.

Yüksek bütçelerle şampiyonluk arasında güçlü ilişki elbette var.Daha düşük bütçe de zaman zaman şampiyonluk getirebilir ama  sürdürülebilir kalıcı başarı için bütçe sistemi ve bütçe disiplini olmazsa olmaz koşuldur.

Bülent Topbaş

14 Mayıs 2016 Cumartesi

BJK Mali Kongre ve Tüzük İhlalleri

Bugün mali genel kurulda,mali genel kurulda konuşulması gereken haricinde ne varsa konuştuk.Halbuki mali kongrelerin iki tane esas gündemi vardır:biri önceki faaliyet döneminin ibrası diğeri ise yeni dönem bütçe yetkisinin alınmasıdır.Defter kayıt düzenine uygunluk, varsa harcama yetki aşımlarının tespiti,borçlanma usul,esaslar ve yetki aşımları gibi tamamen ölçülebilir sayısal rakamlara dayalı olarak yönetim kurulu faaliyetleri değerlendirilir ve ya ibra edilir ya da edilmez. Genel Kurulun bu konularda yetkilendirdiği Denetim Kurulu da bu konularda açık ve net biçimde tespit yapar ve genel kurula bu konuda yol gösterir.Bütçe görüşülür ve gerekirse değiştirilerek kabul edilir.Genel Kurulun bu yetkisi vardır.
Ama birincisi faaliyet raporu her zaman olduğu gibi tüzüğü açıkça ihlal ederek kongre üyelerine kongre sabahı geldi.Yani mali kongrenin 2 esas gündemini kongre üyelerinin sağlıklı bir şekilde görüşebileceği  koşulları yoktu.
Bakın tüzüğümüz açık bir şekilde ne diyor:
Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
f. Kulübün Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu konsolide finansal
tablolarını ve bunlara ilişkin bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan denetim
raporunu, Genel Kurul’a sunulmak üzere yıllık Olağan İdari ve Mali Genel Kurul ilk toplantı
tarihinden 15 (on beş) gün önce, isteyen kulüp üyelerinin alabileceği şekilde kulüp
merkezinde hazır bulundurur.
İkincisi faaliyet raporunun içinde Denetim Kurulunun raporu yok.Üçüncüsü bütçe yine bir önceki yılın gerçekleşen tutarlarıyla karşılaştırmalı bir şekilde gelmedi.
Tüzüğümüze bir kez daha bakalım:
Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
Madde 38.
c. Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçenin uygulanmasını sağlar. Kulübün gelir ve
gider hesaplarına ilişkin işlemleri yapar ve gelecek döneme ait bütçeyi Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları ve tüzüğün 54/a maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak ve bir
önceki yılın gerçekleşen tutarlarıyla karşılaştırmalı bir şekilde hazırlayıp Genel Kurul’a
sunar.
Yani bütçe teklifini yaparken bir  önceki yıl ne bütçelemiştiniz,gerçekleşen ne oldu ve seneye ne bütçeliyorsunuz bunu belirtmek durumundasınız.Eğer bu yapılsa idi 2015 yılı için geçtiğimiz sene bütçelenen giderlerin ve borçların önemli ölçüde üzerine çıkıldığı,ciddiyetsiz bir şekilde bütçe yapıldığı ve açık ve net bir şekilde yetki aşımı yapıldığı ortaya çıkardı.İşte bu en önemli konularda ne yazık ki hiçbirşey söylenmedi.
Dördüncü  tüzük ihlali ise açıklanan mali tabloların sadece konsolide geliyor olması.Aşağıdaki maddeden de anlaşılacağı gibi kulubün ortağı olduğu Basketbol AŞ , İnşaat AŞ ve 31 Aralık yıl sonu itibariyle Futbol Yatırımları AŞ nin bireysel  tablolarının da ayrı ayrı faaliyet raporunda bulundurulması gerekiyor.İşte tüzüğümüzün bununla ilgili maddesi:
 Genel Kurul’un Görev ve Yetkileri
f. Kulübün doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olduğu şirketlere ilişkin Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanmış bireysel ve konsolide finansal tablolarından mevzuat çerçevesinde açıklanabilir olanlarını ve bunlara ilişkin bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan denetim raporlarının sonuç kısmını incelemek ve görüşmek.

Diyelim ki genel kurul siyah giyen adamlar,bindirilmiş kıtalar ve kongreye gelme zahmetinde bulunmayan üyeler yüzünden sağlıklı bir şekilde çalışmıyor;Divan Kurulumuz neden bu açık tüzük ihlalleri karşısında sesini yükseltmez?Tüzüğe uymak üyelerin olduğu kadar Yönetim Kurulunun da sorumluluğu değil midir?

1 Aralık 2015 Salı

Biz Bize Beşiktaş’ı Konuşacağız Söyleşisi’nde Söylediklerim


Ben konuşmamda Beşiktaş’ın mali tablosunu ve Fikret Orman yönetimlerinin mali bilançosunu çıkarmaya çalışacağım. Camia olarak bugünlerde rakam tartışmalarına çok girdik zaten.Ama sadece rakamlara takılıp kalıyoruz ve rakam tartışması enerjimizi o kadar çok alıyor ki buraya nasıl geldik ve bundan sonra neleri yapmamalıyız hususuna gelemiyoruz.Ben elimden geldiğince konuşmamın sonunda mali disiplin açısından neler yapılmalı hususuna da gireceğim.

Biraz sonra sunacağım tabloda borç devir rakamı olarak yönetimin kendi ilan ettiği rakamı aldım.Son borç rakamı da Denetim Kurulumuzun açıkladığı rakamdır.

Bu rakamları alıyorum çünkü rakam tartışmalarını gereksiz yere uzatmak niyetim ve yönetimi hırpalamak gibi bir derdim yok.Ben de Fikret Orman yönetimine oy verdim.Çok zor bir tabloyu devir aldıklarını da hepimiz biliyoruz.Ama şimdi de ortada bir tablo var ve kusura bakılmasın bunu da konuşmak zorundayız.Nasıl futbolculara, oynadığınız sadece futbol değil bizim hayatımız diyorsak yöneticilerimize de şunu hatırlatmak isterim ki:yönettiğiniz bir işletme değil bizim hayatımız.

Bu yüzden başkan da,Beşiktaş’ın mali olarak bugünlere getirilmesini seyreden ama kürsüde yapılan eleştirilere katlanamayan Genel Kurullarımızın ön tarafında oturanların eleştiriye biraz daha açık olmalarını tavsiye ederim.

Şimdi Gelelim Borç rakamına:

Mevcut Yönetimin (Sn. Fikret Orman’ın ilk ve ikinci dönemleri) devir aldığı borçlar ne kadardı?:

Bilanço devir borcu 591 milyon Türk Lirasıdır.Bu rakam yeni yönetimin devir bilançosu olarak iddia ettiği ve geçmiş dönemden kaynaklı raporlanmamış her türlü sonradan oluşması beklenen olumsuzlukları da içeren rakamdır.

30 Eylül 2015 tarihi itibariyle borç ne kadar? :

1 milyar 117 milyon 700 bin Türk Lirası.Bu rakam 30 Eylül 2015 rakamlarının incelendiği Denetim Kurulu raporundan alınmıştır.Mali tablo rakamları grup içi alacak ve verecekler elimine edilerek toplanmıştır.

Bu dönem içinde ne kadar sermaye artışı ve hisse senedi satışı yapıldı?

2013 yılı içindeki sermaye artışında  halka açık paylardan 75 milyon TL kaynak girişi olmuştur.2013 yılında  BJK Futbol Yatırımları AŞ hisselerinin %5 oranında ikincil piyasada satışından 32 milyon TL ve 2014 yılında yapılan ilave %6.5’luk hisse satışından 39 milyon TL gelir elde edilmiştir.Böylece toplam 145.7 milyon TL nakit girişi olmuştur.

 Yani:

526.7 milyon TL Bilanço borcu artışı (881-591) üzerine 145.7 milyon TL kaynak girişini eklersek 672.4  milyon TL; 01/03/2012 ile 30/09/2015 tarihleri arasında kulübün tükettiği kaynak olarak görülmektedir.

Bu borç artışının ne kadarı stad inşaatı ile ilgilidir?

Denetim Kurulu raporuna göre 30 Eylül 2015 tarihi itibariyle, stad hakedişleri toplamı 185.8 milyon Türk Lirası’dir. Diğer taraftan yeni stadın loca satış ve sponsor gelirleri toplamı 77.9 milyon Türk Lirası’dır.

Yönetim haklı olarak,VIP koltuk ve loca satışları yeni stad yapılmasa da zaten kulübe gelir olacak olduğunu iddia edebilir.Ama yeni stadın artan bir VIP koltuk ve loca kapasitesi olduğunu ve bunların 3 yıllık satıldığını unutmamak lazım.Zaten bu rakamın 20 milyon TL’si de Vodafone isim hakkı geliri oluşturuyor.

Buradan hareketle stad inşaatının, genel borç yapısına net etkisinin  sadece 107.9 milyon TL olduğu görülmektedir. 

Peki 554,5 milyon TL nereye gitti?  

Borç artışının temel nedeni Futbol AŞ’nin  faaliyet zararı. Futbolda Feda dönemine uygun bir bütçe yapılmayıp açık veren bütçeler devam ettirildi.Üstüne artan kur, artan faiz giderleri ve yeterince artmayan gelirler faaliyet karlılığını olumsuz etkiledi ve kulübü sürekli nakit tüketen bir hale getirdi.

Varolan yönetime kulübü bu hale siz getirdiniz demek haksızlık olur elbette.Demirören döneminden devir alınan tablo çok vahimdi ve araba son hızla duvara gidiyordu.Bazen bütün tedbirleri alsanız bile ivmenin yokolması zaman alabilir.Ama varolan yönetimi bu noktada çok kararlı ve radikal bir manevra yapmadığı için eleştirmek gerektiğini düşünüyorum.

Stad yapıyoruz bahanesi arkasına sığınılmaması için şimdi de sadece BJK Futbol Yatırımları AŞ üzerinden özsermaye rakamlarını paylaşayım. Stad yapımı tamamen Kulübün iktisadi işletmeleri tarafından yapıldığı için Futbol AŞ hesaplarında stad yapımıyla ilgili herhangi bir kalem yok.Bu yüzden bazı şeylerin anlaşılması açısından özsermaye hesabı önemli.

Fikret Orman yönetimi BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi  devir aldığında 350 milyon negatif özsermayemiz vardı.200 milyonluk TL’lik sermaye artışına rağmen şimdi ise 520 milyon TL negatif özsermayemiz var.

Çok da zaten ince düşünmeye gerek yok:

BJK Futbol Yatırımları AŞ:

2012’te-68 mn TL

2013’te-144 mn TL

2014’te-140 mn TL ve

2015 ilk 3 ayda-16.5 mn TL zarar etmiş.

Rakamlar kabaca böyle.Aslında oldukça ağır bir tablo.Sayın başkan bu tabloyu hafifletmek için ısrarla borcun dolar cinsinden karşılaştırılmasını istiyor ve yönetimleri boyunca sermaye artışı ve hisse satışlarından elde edilen kaynakları hiç dile getirmiyor.

Peki bu tablonun suçlusu kurlardaki artış mı?

BJK Futbol Yatırımları AŞ Kredilerin ve borçların önemli kısmı dolar cinsinden olmasından dolayı Başkanın faturayı doların yükselişine kesme eğiliminde olmasına benim iki açıdan itirazım var. Dövizdeki yükselişin bu tabloyu ağırlaştırdığı kesin ama kayıtlar dolar cinsinden tutulmadığı ve raporlama TL cinsinden yapıldığı için bunu ölçmek çok da kolay değil.Kulüpteki yöneticilere borçlar da TL cinsinden mesela.Devir aldıkları 114 milyon TL’lik büyük kısmı Demirören ailesine olan yöneticilere borçlar,o zamanki kurla 65 milyon USD idi şimdi ise aynı borç sadece 37.5 mn USD.Yani bilançonun öbür tarafında leyhte olan gelişmeler de var.

Gelir gider tarafı ise kur açısından aslında oldukça dengeli.Maç günü hasılatı ve lisanslı ürün satışları hariç sponsorluk,naklen yayın ve Avrupa ligi katılım gelirleri dolar cinsinden. Gelir gider yapımızda ayrıca şöyle bir durum var:Giderlerimiz euro ağırlıklı gelirlerimiz ise USD ağırlıklı.Son dönemlerdeki USD/Euro paritesinde dolar lehine sert hareket de normalde bizim tablolarımıza olumlu yansıması gerekirdi.Yani kur artışının etkisi var elbette ama arkasına sığınılacak çok net bir mazeret bence kesinlikle değil.

Ama diyelim ki tamamen kurun etkisi var.Buradan da itirazımın ikinci kısmına geleyim.Yöneticilerimize soruyorum:Diyelim ki hissedar oldukları bir inşaat şirketi var.Şirketin yöneticisi diyor ki:”Biz kurdan dolayı finansman yükümüzün bu kadar artacağını tahmin etmedik,satışlarımızı da önden yaptığımız için projenin sonunda  zarar ettik.”Ya da diyelim ki bir demir çelik şirketiniz var.Yöneticiler diyor ki:” Biz demir cevherini sene başında bir senelik ihtiyacımız kadar peşin aldık ama şimdi cevher fiyatları düştüğü için ürün fiyatları da düştü ve pahalı aldığımız cevherle ürettiğimiz ürün maliyetleri satış fiyatımızın üstünde kaldı.Bu yüzden külliyen zarar ettik.”

Peki, hissedarlar demezler mi bu yönetime  ,kardeşim o zaman senin yöneticiliğin nerede kaldı  diye. Yani tablonun bu hale gelmesini kur şokuna bağlamak bana hiçbir açıdan doğru gelmiyor.Ellerinde zaten bir tablo vardı,kusura bakılmasın ama buna göre aksiyon alınacak ve yönetilecekti. Daha birinci yıl sonunda mali genel kuruldaki konuşmamda bir genel kurul üyesi olarak “kurun bu kadar artacağını bilemeyebilirsiniz ama taşınan kur riskinin farkında değil miydiniz?”diye sormuştum. Sonrasında kurda o günleri de arar duruma geldik.

Şimdi hem yatırımlar hem faaliyetin sürdürülmesi ve hem de UEFA finansal mali fairplay şartları için sermayenin güçlendirilmesi gerekiyor.Biliyorsunuz AŞ bunun için başvurdu ama SPK bunu fiilen reddetti.Bu şu açıdan da önemli:

UEFA’ya sunulan protokolde sermaye artışı projekte edilmişti.Sermaye arttırımı doğrudan bir performans kriteri değil ama diğer doğrudan kriterlerin sağlanması bu sermaye artışına bağlıydı.Bu yüzden açık söyliyeyim,önümüzdeki sene için bu konuda kaygılıyım.BJK kaçınılmaz olarak ya varlık satışı ya da radikal bir bütçe kısıntısı yapmak zorunda kalabilir.Halbuki FEDA dediğimiz dönemde geleceği kurtarmak adına bu yönde adımlar atılsa idi şimdi geleceğe daha güvenli bakabilecektik.Böyle yapsaydık ne olurdu?En kötü bu 3 senede sıfır kupa çekerdik.Peki şimdi ne oldu? Üç senede sıfır kupa çektik...

Var olan yönetim “Yeniden Yapılanma” diyerek gelip kurumsallaşma ,profesyonelleşme ve bütçe disiplini anlamında ne yazık ki kararlı ve planlı bir strateji ortaya koyamadı.Futbolun endüstrileşmesi diğer iki kulübü daha ön plana çıkarırken Beşiktaş onlarla sadece iyi bir kurumsal yapı kurarak ve futbol şubesinde başarılı bir yeniden yapılanmayla başa çıkabilir hatta hazır bu kulüpler de kötü yönetilirken bu dönüşümü sportif başarıyla da sağlayabilir ve geleceğe ambargo koyabilirdi. Tarihimizin ve kültürümüzün gerektirdiği stratejiye yönelmek değil; o stratejiyi net olarak tanımlayıp tutarlı bir şekilde uygulayamamak başarısızlığı getirir.Biz de işte bunu yaptık.Arafta Kaldık.Nereye gitmek istediğini bilmeyene hiçbir rüzgârın faydası olmaz.

Yönetim döneminde yapılan iyi şeyler yok mu?Var elbette ama bir modeli ve tanımlanmış net bir stratejisi olmadığı için güven vermiyor.Başlatılan bir takım şeyler var ama devamı gelmiyor ve üstüne konmuyor.Bugün bir şey olsa ve kulüp yeni finansman kaynaklarına kavuşsa Demirören dönemini bile aratır mı buna kesin bir cevap veremiyorum.

Şimdi sonucu bırakıp biraz da sonuca yaratan koşullara değinelim ve biz genel kurul üyeleri olarak daha kurumsal,şeffaf,hesap verebilir güçlü bir Beşiktaş için neler yapmalıyız ona bakalım.

Uzun vadeli sürdürülebilir ve kalıcı bir başarı için yukarıdan ve aşağıdan kontrol yöntemleriyle mali disiplin, şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması bütün işletmeler için şart.Ama yüz milyonlarca dolar bütçeleri olup ta tamamen gönüllü YK üyelerince yönetilen spor kulüplerinde şart oğlu şart.

Bunun için de tüzüğün kapsamının futbol faaliyetlerini de kapsayacak şekilde iyileştirilip entegre edilmesi, icranın harcama ve borçlanmada uyması gereken bir genel çerçevenin çizilmesi ve icranın bu çerçeveye uygunluğunun da denetim kurulu ve genel kurul tarafından etkin olarak denetlenmesi gerekiyor.Bizde şu anda bu sürecin her aşamasında çok ciddi sorunlar var.Yapılması gerekenlerin başında da tüzük değişikliği gerekiyor.Ama tüzüğün değişmesi de yetmez başta genel kurul olmak üzere yönetim kurulu,denetleme kurulu ve divan kurulunun etkin çalışması geliyor.Bu yüzden Beşiktaş Divan Kurulu bence rakam tartışmalarını bir kenara bırakıp etkin ve kapsamlı bir tüzük tadil çalışmasının hazırlıklarını yapmalı ve kurumsal süreçlerin iyileştirilmesi için adımlar atmalı.

 

·         Bütçenin tanımı,

·         Bütçenin giderlerinin, gelirlerinin toplamını aşamayacağı,

·         Bütçe ödeneklerinde aşım yetkisi ve sınırları,

·         Borçlanma yetkisi ve sınırları,

·         Dönem içinde varsa bir taşınmaz yatırımı bunun  ayrıntılı gerekçeleri,maliyeti,ne kadar sürede bitirileceği ve nasıl finanse edileceği detaylı biçimde ortaya konması gerektiği ve eğer yatırım belirlenen bir kaynağın girişi koşuluna bağlanmış ise, söz konusu kaynak girişi olmadan yatırım harcaması yapılamayacağı,

·         Bölümler ve fasıllar arasında aktarım yetkisi ve sınırları,

·         Gelirler bütçelendiğinden yüzde on aşağıda ya da giderler bütçelendiğinden yüzde on yukarıda ise bunun açıklanması gereği

·         Kulüp ve İktisadi işletmelerin hesaplarının uluslararası muhasebe standartlarında hazırlanması ve en az iki defa bağımsız denetime tabi tutulması gibi hususların acilen

tüzük ve yönetmeliklerimizle netleştirilmesi ve icranın bunlara uygunluğunun etkin olarak denetlenmesi gerekiyor. Genel kurullarımız eski anıların anlatıldığı yerler değil bütçelerin tartışıldığı ve hesap verilip hesap sorulduğu yerler haline gelmeli.

Yönetim Kurullarının, Genel Kurul’dan aldığı yetkiyle,Genel Kurulu temsilen hem BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi hem de amatör şubeler ve iktisadi işletmeleri yine Genel Kurul’un onlara çizdiği çerçeve içinde yönetmesini sağlayamazsak ne yazık ki biz bu borç tartışmalarını daha çok yaparız.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

15 Kasım 2015 Pazar

Stoktan Çıkan Dersler


BJK Sportif AŞ’nin 2015 yıllık mali tablosunun dipnotlarında bağımsız denetçi kuruluş:

“Beşiktaş Sportif tarafından söz konusu depolar arasındaki transferlere ait tarafımıza ilgili stokları tevsik edecek bir döküman sunulamadığından söz konusu stok farkına ilişkin 2.489.254 TL tutarındaki stok kaleminin varlığını doğrulayabilmemiz mümkün olmamıştır.” diye şartlı görüş bildirmiş.

Bir bağımsız denetçi kuruluşun bir anlamda müşterisi hakkında böyle olumsuz bir görüşü mali tablolarına yazdırması az rastlanır çok önemli bir olaydır. Yazmamak için elinden geleni yapmış ama başka çaresi kalmadığı için yazmıştır büyük ihtimalle.

Ya gerçekten bu stoğu gösteremiyorsunuzdur ve işletmede suistimal vardır ya da kurumsal işleyişteki aksaklıklar ciddi düzeydedir. Neyse ki Denetim Kurulu raporundan öğrendik ki suistimal değil ve kurumsal bir aksaklık varmış.Ama ne yazık ki ikisi de aynı yere çıkar: Kötü kurumsal yönetim.

Bağımsız denetçi kuruluşun mali tablolara düştüğü not sayesinde haberdar olabildiğimiz bu skandal aksaklık bize, artık çok büyük iktisadi büyüklüklere ulaşan İnşaat AŞ,İktisadi İşletmeler AŞ,Basketbol AŞ ve Kulübün mali tablolalarının da BJK Futbol Yatırımları AŞ’de olduğu gibi yıllık olarak değil üçer aylık dönemlerde UFRS’ye uygun olarak hazırlanmasını ve bağımsız denetime tabi tutulmasının önemini de gösteriyor.Bu tablolar artık UFRS'ye uygun olarak hem solo hem de konsolide olarak hazırlanmalı ve BJK Denetim Kurulu ile paylaşılmalı.

Tabloların bu şekilde hazırlanmasını ve bağımsız denetime tabi tutulmasını istemek yönetim hakkında kuşkularımız  ya da iddialarımız var anlamına gelmez.Bu, daha şeffaf bir Beşiktaş için atılması gereken bir adımdır.Başta Beşiktaş Divan Kurulu olmak üzere bütün Beşiktaşlılar bunun takipçisi olmalıyız.Yönetim Kurulu da zaten üyelerden gelecek talebe de gerek kalmadan kurumsallaşma ve çağdaşlaşma adına bu adımı kendisi atmalı.Şeffaflık ve kurumsallaşma hesap vermeyi kolaylaştıracağı gibi yönetim süreçlerini de daha kaliteli hale getiririr.