19 Ocak 2017 Perşembe

BJK İçin Sürdürülebilir Başarı Ve Bütçe

Geçenlerde BJK AŞ Genel Kurulu yapıldı.AŞ’nin genel kurulları genellikle derneğin genel kurullarından daha verimli geçer.Dernek genel kurulunda yaşlı üyelerin anılarını dinlerken AŞ genel kurulunda Beşiktaş’ın idari ve mali sorunları dile getirilir.Üstelik bunlar SPK ve TTK mevzuatı gereğince genel kurul tutanağı ile kayda alınır ve Kamuyu Aydınlatma Platformunda paylaşılır.AŞ genel kurullarında dernek genel kurullarında olduğu gibi statükoyu canhıraş savunmak adına kürsüye müdahale eden önde oturan ‘BJK ileri gelenler’i ve kenarlardaki ‘siyah giyinen adamlar’ da olmaz.Bu yüzden AŞ genel kurulları gayet medeni bir ortam içinde olur.

Hem kulübün mali olarak duvara çarpmış olması hem de yürürlükte olan UEFA finansal kriterleri bizlerin de işini neyseki artık biraz daha kolaylaştırdı.Ama yine de bir süredir elimden geldiğince bütçe konusunu dile getirip bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorum.Bazen tek tek yöneticilerin bu konuda farkındalıkları olsa da bu kurumsal bir kültürdür.Ve değişimi sağlamak da hiç kolay değildir.Bu yüzden ne kadar dile getirilirse o kadar iyi olur düşüncesindeyim.

Bütçe dediğimiz bir işletmenin gelecek dönemle ilgili faaliyetlerinin sayısal yönetim planıdır.Ne yazık ki futbol kulüpleri ulaştıkları mali büyüklüğe rağmen hala bir dernek amatörlüğü kafasıyla plansız,programsız ve disiplinsiz bir şekilde yönetilmeye devam ediliyorlar.Ülke futbolu olarak  yaratılan hiç de azımsanmayacak sponsorluk ve naklen yayın gelirlerine rağmen futbol kulüplerinin uluslararası pozisyonları ve mali durumları da işte bu yüzden vahim durumda.Biz diğer kulüpleri bırakalım ve Beşiktaş’a bakalım:

Beşiktaş AŞ’de işletmenin sürekliliği kapsamında her sene mali tablo dipnotlarında sunduğu bir sonraki faaliyet yılı bütçeleri ile gerçekleşmeler arasında dünya kadar fark olur.Normal işletmelerde gider tarafında maksimum yüzde beş,gelir tarafında ise maksimum yüzde on sapma kabul edilebilir sayılırken Beşiktaş AŞ’nin özellikle gider bütçesinde 2014-2015 faaliyet yılında olduğu gibi yüzde yüze! kadar aşım olabiliyor.Normal bir işletme olsa o sene kepenk kapatmış ve işletmede kimse kalmamıştı.

Faaliyet konusu futbol olunca özellikle gelir tarafını bütçelemek biraz zor olabilir hakikaten.Gelen bir şampiyonluk gelir kalemlerini ciddi ölçüde etkileyebilir.Ama gider tarafı çok büyük oranda  yönetimin planlaması ve kontrolüne bağlı.Eğer bu kadar sapma oluyorsa bir yönetim planı,bir bütçe sistemi ve bütçe kontrolü de yok demektir.Eğer bir sistem varsa da bunun adı “yaptım oldu sistemi” ya da “saldım çayıra Mevlam kayıra sistemi” dir.

Bütçe bir işletmenin yönetim planıdır,organizasyonudur ve namusudur.Kaldı ki Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ yöneticileri bütçelerini Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyelerini temsilen ve derneğin genel kurulundan aldığı bütçe yetkisi paralelinde de gerçekleştirmek durumundalar.Çünkü BJK Kulübü tüzüğü yönetime bütçeyi sadece yüzde 10’a kadar aşabilme yetkisi vermiş.Bunun üstündeki harcamalar olağanüstü bir genel kurul ile ilave yetki almayı gerektirir.Bu yüzden BJK AŞ yöneticilerinin bütçe disiplinine herhangi bir işletmeden çok daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Beşiktaş için bütçenin hazırlanması ve tatbik edilmesindeki aksaklıkları çözmek ve bu konuda kurumsal bir kültür oluşturmak acil bir sorun olarak gözüküyor. Bütçe sistemi ve disiplini olan bir kurumun iyi de bir faaliyet planı vardır.Başarılı bütçe uygulaması da başarılı bir organizasyon yapısını getirir ki bu da kurumu faaliyet başarısına götürür.Beşiktaş için bunun adı sürdürülebilir sportif başarıdır.

Yüksek bütçelerle şampiyonluk arasında güçlü ilişki elbette var.Daha düşük bütçe de zaman zaman şampiyonluk getirebilir ama  sürdürülebilir kalıcı başarı için bütçe sistemi ve bütçe disiplini olmazsa olmaz koşuldur.

Bülent Topbaş

14 Mayıs 2016 Cumartesi

BJK Mali Kongre ve Tüzük İhlalleri

Bugün mali genel kurulda,mali genel kurulda konuşulması gereken haricinde ne varsa konuştuk.Halbuki mali kongrelerin iki tane esas gündemi vardır:biri önceki faaliyet döneminin ibrası diğeri ise yeni dönem bütçe yetkisinin alınmasıdır.Defter kayıt düzenine uygunluk, varsa harcama yetki aşımlarının tespiti,borçlanma usul,esaslar ve yetki aşımları gibi tamamen ölçülebilir sayısal rakamlara dayalı olarak yönetim kurulu faaliyetleri değerlendirilir ve ya ibra edilir ya da edilmez. Genel Kurulun bu konularda yetkilendirdiği Denetim Kurulu da bu konularda açık ve net biçimde tespit yapar ve genel kurula bu konuda yol gösterir.Bütçe görüşülür ve gerekirse değiştirilerek kabul edilir.Genel Kurulun bu yetkisi vardır.
Ama birincisi faaliyet raporu her zaman olduğu gibi tüzüğü açıkça ihlal ederek kongre üyelerine kongre sabahı geldi.Yani mali kongrenin 2 esas gündemini kongre üyelerinin sağlıklı bir şekilde görüşebileceği  koşulları yoktu.
Bakın tüzüğümüz açık bir şekilde ne diyor:
Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
f. Kulübün Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu konsolide finansal
tablolarını ve bunlara ilişkin bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan denetim
raporunu, Genel Kurul’a sunulmak üzere yıllık Olağan İdari ve Mali Genel Kurul ilk toplantı
tarihinden 15 (on beş) gün önce, isteyen kulüp üyelerinin alabileceği şekilde kulüp
merkezinde hazır bulundurur.
İkincisi faaliyet raporunun içinde Denetim Kurulunun raporu yok.Üçüncüsü bütçe yine bir önceki yılın gerçekleşen tutarlarıyla karşılaştırmalı bir şekilde gelmedi.
Tüzüğümüze bir kez daha bakalım:
Yönetim Kurulu Görev ve Yetkileri
Madde 38.
c. Genel Kurul tarafından kabul edilmiş bütçenin uygulanmasını sağlar. Kulübün gelir ve
gider hesaplarına ilişkin işlemleri yapar ve gelecek döneme ait bütçeyi Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları ve tüzüğün 54/a maddesinde belirtilen esaslara uygun olarak ve bir
önceki yılın gerçekleşen tutarlarıyla karşılaştırmalı bir şekilde hazırlayıp Genel Kurul’a
sunar.
Yani bütçe teklifini yaparken bir  önceki yıl ne bütçelemiştiniz,gerçekleşen ne oldu ve seneye ne bütçeliyorsunuz bunu belirtmek durumundasınız.Eğer bu yapılsa idi 2015 yılı için geçtiğimiz sene bütçelenen giderlerin ve borçların önemli ölçüde üzerine çıkıldığı,ciddiyetsiz bir şekilde bütçe yapıldığı ve açık ve net bir şekilde yetki aşımı yapıldığı ortaya çıkardı.İşte bu en önemli konularda ne yazık ki hiçbirşey söylenmedi.
Dördüncü  tüzük ihlali ise açıklanan mali tabloların sadece konsolide geliyor olması.Aşağıdaki maddeden de anlaşılacağı gibi kulubün ortağı olduğu Basketbol AŞ , İnşaat AŞ ve 31 Aralık yıl sonu itibariyle Futbol Yatırımları AŞ nin bireysel  tablolarının da ayrı ayrı faaliyet raporunda bulundurulması gerekiyor.İşte tüzüğümüzün bununla ilgili maddesi:
 Genel Kurul’un Görev ve Yetkileri
f. Kulübün doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olduğu şirketlere ilişkin Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanmış bireysel ve konsolide finansal tablolarından mevzuat çerçevesinde açıklanabilir olanlarını ve bunlara ilişkin bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanan denetim raporlarının sonuç kısmını incelemek ve görüşmek.

Diyelim ki genel kurul siyah giyen adamlar,bindirilmiş kıtalar ve kongreye gelme zahmetinde bulunmayan üyeler yüzünden sağlıklı bir şekilde çalışmıyor;Divan Kurulumuz neden bu açık tüzük ihlalleri karşısında sesini yükseltmez?Tüzüğe uymak üyelerin olduğu kadar Yönetim Kurulunun da sorumluluğu değil midir?

1 Aralık 2015 Salı

Biz Bize Beşiktaş’ı Konuşacağız Söyleşisi’nde Söylediklerim


Ben konuşmamda Beşiktaş’ın mali tablosunu ve Fikret Orman yönetimlerinin mali bilançosunu çıkarmaya çalışacağım. Camia olarak bugünlerde rakam tartışmalarına çok girdik zaten.Ama sadece rakamlara takılıp kalıyoruz ve rakam tartışması enerjimizi o kadar çok alıyor ki buraya nasıl geldik ve bundan sonra neleri yapmamalıyız hususuna gelemiyoruz.Ben elimden geldiğince konuşmamın sonunda mali disiplin açısından neler yapılmalı hususuna da gireceğim.

Biraz sonra sunacağım tabloda borç devir rakamı olarak yönetimin kendi ilan ettiği rakamı aldım.Son borç rakamı da Denetim Kurulumuzun açıkladığı rakamdır.

Bu rakamları alıyorum çünkü rakam tartışmalarını gereksiz yere uzatmak niyetim ve yönetimi hırpalamak gibi bir derdim yok.Ben de Fikret Orman yönetimine oy verdim.Çok zor bir tabloyu devir aldıklarını da hepimiz biliyoruz.Ama şimdi de ortada bir tablo var ve kusura bakılmasın bunu da konuşmak zorundayız.Nasıl futbolculara, oynadığınız sadece futbol değil bizim hayatımız diyorsak yöneticilerimize de şunu hatırlatmak isterim ki:yönettiğiniz bir işletme değil bizim hayatımız.

Bu yüzden başkan da,Beşiktaş’ın mali olarak bugünlere getirilmesini seyreden ama kürsüde yapılan eleştirilere katlanamayan Genel Kurullarımızın ön tarafında oturanların eleştiriye biraz daha açık olmalarını tavsiye ederim.

Şimdi Gelelim Borç rakamına:

Mevcut Yönetimin (Sn. Fikret Orman’ın ilk ve ikinci dönemleri) devir aldığı borçlar ne kadardı?:

Bilanço devir borcu 591 milyon Türk Lirasıdır.Bu rakam yeni yönetimin devir bilançosu olarak iddia ettiği ve geçmiş dönemden kaynaklı raporlanmamış her türlü sonradan oluşması beklenen olumsuzlukları da içeren rakamdır.

30 Eylül 2015 tarihi itibariyle borç ne kadar? :

1 milyar 117 milyon 700 bin Türk Lirası.Bu rakam 30 Eylül 2015 rakamlarının incelendiği Denetim Kurulu raporundan alınmıştır.Mali tablo rakamları grup içi alacak ve verecekler elimine edilerek toplanmıştır.

Bu dönem içinde ne kadar sermaye artışı ve hisse senedi satışı yapıldı?

2013 yılı içindeki sermaye artışında  halka açık paylardan 75 milyon TL kaynak girişi olmuştur.2013 yılında  BJK Futbol Yatırımları AŞ hisselerinin %5 oranında ikincil piyasada satışından 32 milyon TL ve 2014 yılında yapılan ilave %6.5’luk hisse satışından 39 milyon TL gelir elde edilmiştir.Böylece toplam 145.7 milyon TL nakit girişi olmuştur.

 Yani:

526.7 milyon TL Bilanço borcu artışı (881-591) üzerine 145.7 milyon TL kaynak girişini eklersek 672.4  milyon TL; 01/03/2012 ile 30/09/2015 tarihleri arasında kulübün tükettiği kaynak olarak görülmektedir.

Bu borç artışının ne kadarı stad inşaatı ile ilgilidir?

Denetim Kurulu raporuna göre 30 Eylül 2015 tarihi itibariyle, stad hakedişleri toplamı 185.8 milyon Türk Lirası’dir. Diğer taraftan yeni stadın loca satış ve sponsor gelirleri toplamı 77.9 milyon Türk Lirası’dır.

Yönetim haklı olarak,VIP koltuk ve loca satışları yeni stad yapılmasa da zaten kulübe gelir olacak olduğunu iddia edebilir.Ama yeni stadın artan bir VIP koltuk ve loca kapasitesi olduğunu ve bunların 3 yıllık satıldığını unutmamak lazım.Zaten bu rakamın 20 milyon TL’si de Vodafone isim hakkı geliri oluşturuyor.

Buradan hareketle stad inşaatının, genel borç yapısına net etkisinin  sadece 107.9 milyon TL olduğu görülmektedir. 

Peki 554,5 milyon TL nereye gitti?  

Borç artışının temel nedeni Futbol AŞ’nin  faaliyet zararı. Futbolda Feda dönemine uygun bir bütçe yapılmayıp açık veren bütçeler devam ettirildi.Üstüne artan kur, artan faiz giderleri ve yeterince artmayan gelirler faaliyet karlılığını olumsuz etkiledi ve kulübü sürekli nakit tüketen bir hale getirdi.

Varolan yönetime kulübü bu hale siz getirdiniz demek haksızlık olur elbette.Demirören döneminden devir alınan tablo çok vahimdi ve araba son hızla duvara gidiyordu.Bazen bütün tedbirleri alsanız bile ivmenin yokolması zaman alabilir.Ama varolan yönetimi bu noktada çok kararlı ve radikal bir manevra yapmadığı için eleştirmek gerektiğini düşünüyorum.

Stad yapıyoruz bahanesi arkasına sığınılmaması için şimdi de sadece BJK Futbol Yatırımları AŞ üzerinden özsermaye rakamlarını paylaşayım. Stad yapımı tamamen Kulübün iktisadi işletmeleri tarafından yapıldığı için Futbol AŞ hesaplarında stad yapımıyla ilgili herhangi bir kalem yok.Bu yüzden bazı şeylerin anlaşılması açısından özsermaye hesabı önemli.

Fikret Orman yönetimi BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi  devir aldığında 350 milyon negatif özsermayemiz vardı.200 milyonluk TL’lik sermaye artışına rağmen şimdi ise 520 milyon TL negatif özsermayemiz var.

Çok da zaten ince düşünmeye gerek yok:

BJK Futbol Yatırımları AŞ:

2012’te-68 mn TL

2013’te-144 mn TL

2014’te-140 mn TL ve

2015 ilk 3 ayda-16.5 mn TL zarar etmiş.

Rakamlar kabaca böyle.Aslında oldukça ağır bir tablo.Sayın başkan bu tabloyu hafifletmek için ısrarla borcun dolar cinsinden karşılaştırılmasını istiyor ve yönetimleri boyunca sermaye artışı ve hisse satışlarından elde edilen kaynakları hiç dile getirmiyor.

Peki bu tablonun suçlusu kurlardaki artış mı?

BJK Futbol Yatırımları AŞ Kredilerin ve borçların önemli kısmı dolar cinsinden olmasından dolayı Başkanın faturayı doların yükselişine kesme eğiliminde olmasına benim iki açıdan itirazım var. Dövizdeki yükselişin bu tabloyu ağırlaştırdığı kesin ama kayıtlar dolar cinsinden tutulmadığı ve raporlama TL cinsinden yapıldığı için bunu ölçmek çok da kolay değil.Kulüpteki yöneticilere borçlar da TL cinsinden mesela.Devir aldıkları 114 milyon TL’lik büyük kısmı Demirören ailesine olan yöneticilere borçlar,o zamanki kurla 65 milyon USD idi şimdi ise aynı borç sadece 37.5 mn USD.Yani bilançonun öbür tarafında leyhte olan gelişmeler de var.

Gelir gider tarafı ise kur açısından aslında oldukça dengeli.Maç günü hasılatı ve lisanslı ürün satışları hariç sponsorluk,naklen yayın ve Avrupa ligi katılım gelirleri dolar cinsinden. Gelir gider yapımızda ayrıca şöyle bir durum var:Giderlerimiz euro ağırlıklı gelirlerimiz ise USD ağırlıklı.Son dönemlerdeki USD/Euro paritesinde dolar lehine sert hareket de normalde bizim tablolarımıza olumlu yansıması gerekirdi.Yani kur artışının etkisi var elbette ama arkasına sığınılacak çok net bir mazeret bence kesinlikle değil.

Ama diyelim ki tamamen kurun etkisi var.Buradan da itirazımın ikinci kısmına geleyim.Yöneticilerimize soruyorum:Diyelim ki hissedar oldukları bir inşaat şirketi var.Şirketin yöneticisi diyor ki:”Biz kurdan dolayı finansman yükümüzün bu kadar artacağını tahmin etmedik,satışlarımızı da önden yaptığımız için projenin sonunda  zarar ettik.”Ya da diyelim ki bir demir çelik şirketiniz var.Yöneticiler diyor ki:” Biz demir cevherini sene başında bir senelik ihtiyacımız kadar peşin aldık ama şimdi cevher fiyatları düştüğü için ürün fiyatları da düştü ve pahalı aldığımız cevherle ürettiğimiz ürün maliyetleri satış fiyatımızın üstünde kaldı.Bu yüzden külliyen zarar ettik.”

Peki, hissedarlar demezler mi bu yönetime  ,kardeşim o zaman senin yöneticiliğin nerede kaldı  diye. Yani tablonun bu hale gelmesini kur şokuna bağlamak bana hiçbir açıdan doğru gelmiyor.Ellerinde zaten bir tablo vardı,kusura bakılmasın ama buna göre aksiyon alınacak ve yönetilecekti. Daha birinci yıl sonunda mali genel kuruldaki konuşmamda bir genel kurul üyesi olarak “kurun bu kadar artacağını bilemeyebilirsiniz ama taşınan kur riskinin farkında değil miydiniz?”diye sormuştum. Sonrasında kurda o günleri de arar duruma geldik.

Şimdi hem yatırımlar hem faaliyetin sürdürülmesi ve hem de UEFA finansal mali fairplay şartları için sermayenin güçlendirilmesi gerekiyor.Biliyorsunuz AŞ bunun için başvurdu ama SPK bunu fiilen reddetti.Bu şu açıdan da önemli:

UEFA’ya sunulan protokolde sermaye artışı projekte edilmişti.Sermaye arttırımı doğrudan bir performans kriteri değil ama diğer doğrudan kriterlerin sağlanması bu sermaye artışına bağlıydı.Bu yüzden açık söyliyeyim,önümüzdeki sene için bu konuda kaygılıyım.BJK kaçınılmaz olarak ya varlık satışı ya da radikal bir bütçe kısıntısı yapmak zorunda kalabilir.Halbuki FEDA dediğimiz dönemde geleceği kurtarmak adına bu yönde adımlar atılsa idi şimdi geleceğe daha güvenli bakabilecektik.Böyle yapsaydık ne olurdu?En kötü bu 3 senede sıfır kupa çekerdik.Peki şimdi ne oldu? Üç senede sıfır kupa çektik...

Var olan yönetim “Yeniden Yapılanma” diyerek gelip kurumsallaşma ,profesyonelleşme ve bütçe disiplini anlamında ne yazık ki kararlı ve planlı bir strateji ortaya koyamadı.Futbolun endüstrileşmesi diğer iki kulübü daha ön plana çıkarırken Beşiktaş onlarla sadece iyi bir kurumsal yapı kurarak ve futbol şubesinde başarılı bir yeniden yapılanmayla başa çıkabilir hatta hazır bu kulüpler de kötü yönetilirken bu dönüşümü sportif başarıyla da sağlayabilir ve geleceğe ambargo koyabilirdi. Tarihimizin ve kültürümüzün gerektirdiği stratejiye yönelmek değil; o stratejiyi net olarak tanımlayıp tutarlı bir şekilde uygulayamamak başarısızlığı getirir.Biz de işte bunu yaptık.Arafta Kaldık.Nereye gitmek istediğini bilmeyene hiçbir rüzgârın faydası olmaz.

Yönetim döneminde yapılan iyi şeyler yok mu?Var elbette ama bir modeli ve tanımlanmış net bir stratejisi olmadığı için güven vermiyor.Başlatılan bir takım şeyler var ama devamı gelmiyor ve üstüne konmuyor.Bugün bir şey olsa ve kulüp yeni finansman kaynaklarına kavuşsa Demirören dönemini bile aratır mı buna kesin bir cevap veremiyorum.

Şimdi sonucu bırakıp biraz da sonuca yaratan koşullara değinelim ve biz genel kurul üyeleri olarak daha kurumsal,şeffaf,hesap verebilir güçlü bir Beşiktaş için neler yapmalıyız ona bakalım.

Uzun vadeli sürdürülebilir ve kalıcı bir başarı için yukarıdan ve aşağıdan kontrol yöntemleriyle mali disiplin, şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması bütün işletmeler için şart.Ama yüz milyonlarca dolar bütçeleri olup ta tamamen gönüllü YK üyelerince yönetilen spor kulüplerinde şart oğlu şart.

Bunun için de tüzüğün kapsamının futbol faaliyetlerini de kapsayacak şekilde iyileştirilip entegre edilmesi, icranın harcama ve borçlanmada uyması gereken bir genel çerçevenin çizilmesi ve icranın bu çerçeveye uygunluğunun da denetim kurulu ve genel kurul tarafından etkin olarak denetlenmesi gerekiyor.Bizde şu anda bu sürecin her aşamasında çok ciddi sorunlar var.Yapılması gerekenlerin başında da tüzük değişikliği gerekiyor.Ama tüzüğün değişmesi de yetmez başta genel kurul olmak üzere yönetim kurulu,denetleme kurulu ve divan kurulunun etkin çalışması geliyor.Bu yüzden Beşiktaş Divan Kurulu bence rakam tartışmalarını bir kenara bırakıp etkin ve kapsamlı bir tüzük tadil çalışmasının hazırlıklarını yapmalı ve kurumsal süreçlerin iyileştirilmesi için adımlar atmalı.

 

·         Bütçenin tanımı,

·         Bütçenin giderlerinin, gelirlerinin toplamını aşamayacağı,

·         Bütçe ödeneklerinde aşım yetkisi ve sınırları,

·         Borçlanma yetkisi ve sınırları,

·         Dönem içinde varsa bir taşınmaz yatırımı bunun  ayrıntılı gerekçeleri,maliyeti,ne kadar sürede bitirileceği ve nasıl finanse edileceği detaylı biçimde ortaya konması gerektiği ve eğer yatırım belirlenen bir kaynağın girişi koşuluna bağlanmış ise, söz konusu kaynak girişi olmadan yatırım harcaması yapılamayacağı,

·         Bölümler ve fasıllar arasında aktarım yetkisi ve sınırları,

·         Gelirler bütçelendiğinden yüzde on aşağıda ya da giderler bütçelendiğinden yüzde on yukarıda ise bunun açıklanması gereği

·         Kulüp ve İktisadi işletmelerin hesaplarının uluslararası muhasebe standartlarında hazırlanması ve en az iki defa bağımsız denetime tabi tutulması gibi hususların acilen

tüzük ve yönetmeliklerimizle netleştirilmesi ve icranın bunlara uygunluğunun etkin olarak denetlenmesi gerekiyor. Genel kurullarımız eski anıların anlatıldığı yerler değil bütçelerin tartışıldığı ve hesap verilip hesap sorulduğu yerler haline gelmeli.

Yönetim Kurullarının, Genel Kurul’dan aldığı yetkiyle,Genel Kurulu temsilen hem BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi hem de amatör şubeler ve iktisadi işletmeleri yine Genel Kurul’un onlara çizdiği çerçeve içinde yönetmesini sağlayamazsak ne yazık ki biz bu borç tartışmalarını daha çok yaparız.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

15 Kasım 2015 Pazar

Stoktan Çıkan Dersler


BJK Sportif AŞ’nin 2015 yıllık mali tablosunun dipnotlarında bağımsız denetçi kuruluş:

“Beşiktaş Sportif tarafından söz konusu depolar arasındaki transferlere ait tarafımıza ilgili stokları tevsik edecek bir döküman sunulamadığından söz konusu stok farkına ilişkin 2.489.254 TL tutarındaki stok kaleminin varlığını doğrulayabilmemiz mümkün olmamıştır.” diye şartlı görüş bildirmiş.

Bir bağımsız denetçi kuruluşun bir anlamda müşterisi hakkında böyle olumsuz bir görüşü mali tablolarına yazdırması az rastlanır çok önemli bir olaydır. Yazmamak için elinden geleni yapmış ama başka çaresi kalmadığı için yazmıştır büyük ihtimalle.

Ya gerçekten bu stoğu gösteremiyorsunuzdur ve işletmede suistimal vardır ya da kurumsal işleyişteki aksaklıklar ciddi düzeydedir. Neyse ki Denetim Kurulu raporundan öğrendik ki suistimal değil ve kurumsal bir aksaklık varmış.Ama ne yazık ki ikisi de aynı yere çıkar: Kötü kurumsal yönetim.

Bağımsız denetçi kuruluşun mali tablolara düştüğü not sayesinde haberdar olabildiğimiz bu skandal aksaklık bize, artık çok büyük iktisadi büyüklüklere ulaşan İnşaat AŞ,İktisadi İşletmeler AŞ,Basketbol AŞ ve Kulübün mali tablolalarının da BJK Futbol Yatırımları AŞ’de olduğu gibi yıllık olarak değil üçer aylık dönemlerde UFRS’ye uygun olarak hazırlanmasını ve bağımsız denetime tabi tutulmasının önemini de gösteriyor.Bu tablolar artık UFRS'ye uygun olarak hem solo hem de konsolide olarak hazırlanmalı ve BJK Denetim Kurulu ile paylaşılmalı.

Tabloların bu şekilde hazırlanmasını ve bağımsız denetime tabi tutulmasını istemek yönetim hakkında kuşkularımız  ya da iddialarımız var anlamına gelmez.Bu, daha şeffaf bir Beşiktaş için atılması gereken bir adımdır.Başta Beşiktaş Divan Kurulu olmak üzere bütün Beşiktaşlılar bunun takipçisi olmalıyız.Yönetim Kurulu da zaten üyelerden gelecek talebe de gerek kalmadan kurumsallaşma ve çağdaşlaşma adına bu adımı kendisi atmalı.Şeffaflık ve kurumsallaşma hesap vermeyi kolaylaştıracağı gibi yönetim süreçlerini de daha kaliteli hale getiririr.

13 Kasım 2015 Cuma

Sonucu Bırakıp Sonucu Yaratan Koşullara Bakmak


Yine bir Divan Toplantısıyla birlikte Beşiktaş’ın Borç Rakamı Şenlikleri’ne hoşgeldiniz. “Borcumuz  500 milyonu aştı” günlerinden “Borcumuz bir milyarı aştı” günlerine geldik ama “borcumuz nedir” konusundaki tartışmalar hiç dinmedi.

Bu konudaki kafa karışıklıklarını gidermek üzere ben de bazen talep üzerine bazen de kendi kendime topa girip hesap kitap yaptım ve bazı mecralarda bu tartışmalara katıldım.İnsanın gönül verdiği kulübünün “Borcu ne kadar oldu?” ve “Acaba batıyor mu?” diye hesaplara girişmesi kadar da acıtıcı bir şey yok.Sevdiğin insanın kredi kartı borçlarını düşünmek gibi bir şey.İşin kutsiyetine aykırı.Taraftar olmak irrasyonel olmaktır.Üşenmeden deplasmanlara gitmek,son dakikada atılan golle gözlerden gelen yaşa hakim olamamak ya da kötü sonuçlanan bir maçın ardından sabahlara kadar uyuyamamaktır.Bir taraftar olarak bu tartışmaların ve hesapların içine girince insan elinde olmadan kirlendiğini hissediyor.Ama sussan olmuyor susmasan olmaz...

Rakamların detayına artık girmeyeceğim.Beşiktaş’ın varolan  Denetleme Kurulu’nun raporlarındaki rakamların muhasebenin prensiplerine ve genel kabul görmüş tanımlara uygun olduğunu düşünüyorum.Bu rakamı baz olarak alıp artık bu rakam tartışmasını bir kenara bırakmak lazım.Zaten hangi yöntemle alırsanız alın  değişmeyen gerçek borçların artış hızıdır.Yani baştan beri çok farklı hesaplama yöntemleri ile  dile getirilen rakamları logaritmik ölçüye indirgerseniz bugün hepsinin aynı yerde olduğunu görürsünüz.

Şimdi artık bunları değil bunun altından nasıl kalkarız ve bir daha bu dönemleri tekrar etmemek için mali disiplini nasıl sağlarız diye konuşmamız lazım.Yapılması gerekenlerin başında da tüzük değişikliği ve başta genel kurul olmak üzere yönetim kurulu,denetleme kurulu ve divan kurulunun etkin çalışması geliyor.Bir kez daha yineliyorum:Beşiktaş Divan Kurulu rakam tartışmalarını bir kenara bırakıp etkin ve kapsamlı bir tüzük tadil çalışmasının hazırlıklarını yapmalı.

Daha önceki yazılarımda mali disiplin konusunda tüzüğümüzdeki eksik ve gri alanlara dikkat çekmiştim.Futbol faaliyetlerinin halka açık bir şirkete devir edilmiş olması  nedeniyle BJK Genel Kurulu’nun kulübün faaliyetleri  üzerindeki denetim ve gözetim gücünü yitirmiş olması acilen giderilmesi gereken bir husus.Halka açıldıktan sonra kopan bağın ve TTK,SPK ve Dernekler Kanunu arasında kalan boşlukların tüzük değişikliği ve tüzüğün yetmediği yerlerde yönetmeliklerle onarılması gerekiyor.

Mali disiplinin sağlanması için:

·         Bütçenin tanımı,

·         Bütçenin giderlerinin, gelirlerinin toplamını aşamayacağı,

·         Bütçe ödeneklerinde aşım yetkisi ve sınırları,

·         Borçlanma yetkisi ve sınırları,

·         Dönem içinde varsa bir taşınmaz yatırımı bunun  ayrıntılı gerekçeleri,maliyeti,ne kadar sürede bitirileceği ve nasıl finanse edileceği detaylı biçimde ortaya konması gerektiği ve eğer yatırım belirlenen bir kaynağın girişi koşuluna bağlanmış ise, söz konusu kaynak girişi olmadan yatırım harcaması yapılamayacağı,

·         Bölümler ve fasıllar arasında aktarım yetkisi ve sınırlarının,

 
tüzük ve yönetmeliklerle netleştirilmesi ve icranın bunlara uygunluğunun etkin denetlenmesi gerekiyor.

Yönetim Kurullarının, Genel Kurul’dan aldığı yetkiyle,Genel Kurulu temsilen hem BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi hem de amatör şubeler ve iktisadi işletmeleri yine Genel Kurul’un onlara çizdiği çerçeve içinde yönetmesini sağlayamazsak biz bu borç tartışmalarını daha çok yaparız.

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Ehem,Mühimme Müreccahtır


“Dört Dörtlük Beşiktaş”,”Beşiktaş Dört Köşe” gibi başlıkların atıldığı bir günün ertesinde yazayım da sonra skor yorumcusu durumuna düşmiyeyim:Eğer stadınız yoksa şampiyon o-la-maz-sı-nız.İyi bir kadro oluşturulsa ve şansınız da yaver gitse şampiyonu zor maçları evinde alabilme başarısı tayin eder. Evinizde oynanan bir derbide kaybedilen iki puan size şampiyonluğu da kaybettirebilir.

Ve Beşiktaş, stadsız geçen her senenin kayıp bir sene olduğu gerçeğine rağmen üçüncü senedir de stadsız oynamaya devam ediyor. Stad yapımı gibi büyük bir tesis yatırımı BJK Genel Kuruluna herhangi bir plan ve bütçe getirilmeden  başlandı ve şimdi de hasbel kader bitmesini bekliyoruz.

Stadın yapılması bir zorunluluk olabilir elbette.Hatta finansal olarak hazır olmadan da haklı bir takım nedenlerle kazma vurulmak zorunda kalınmış da olunabilir.Ama bundan sonrasında stadımızın olmadığı her senenin aslında kayıp bir yıl olma ihtimalinin çok yüksek olduğu gerçeğini kabullenip bütçemizi buna göre planlayabilirdik.Yani ehemi, mühime tercih etmeliydik. Bunun için de neyin ehem,neyin mühim olduğu tespitini yapmak ve bu stratejik kararı verebilmek gerekirdi.Ancak bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da yönetim “iki cami arası binamaz” durumunda kaldı.Hem büyük bir yatırıma soyunup hem de sportif başarı  yakalıyacağım diye futbol şubesi bütçelerini büyütmeye devam ederseniz bunun adı “wishfull thinking” olur ve çok geçmeden  gerçeklerle yüzyüze kalırsınız.

Hem yıldız oyuncu almaya devam ediyor hem de bu oyuncuları üç senedir kendi evimizde oynatamıyoruz.Bunda bir yanlışlık yok mu?

Stratejik bir kararla,geleceğe dönük ve daha mütevazi futbol bütçeleri yapıp stad yapımına öncelik versek sportif başarı açısından üç senedir geldiğimiz yer daha kötü olur muydu?

Takımın deplasmanda gösterdiği başarılar ve Olimpiyat Stadı rezaletleri aslında bize stadımızın biran evvel tamamlanması zorunluluğunu göstermiyor muydu?

Yeni stad kombineleri satışa çıktığı zaman “FEDA” çağrısına uyarak arkadaşlarımızla şartlarımızı zorlayıp stat yapımına destek olmak amacıyla pahalı bölümden üç yıllık kombinelerimizi aldık.Şimdi stad bitmediği için kulüp bize üç yıldır bedava kombine veriyor.Bu işte bi yanlışlık yok mu?

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Beşiktaş’a Perakende’den Dersler



Sizce Türkiye’nin en değerli perakendecisi hangisidir? Migros mu? Carrefour mu? Migros kamyonlarının mahallelere anonslarla girdiği zamanları hatırlayan biri olarak logosuyla, maskotuyla ve çok büyük mağazalarıyla benim aklıma hemen Migros geliyor. Halbuki Türkiye’nin açık ara en değerli perakende zinciri, 1995 yılında 12 milyon TL sermaye ile kurulan BİM’dir. Satılmadan önce yıllarca Koç Grubunun amiral gemiliğini yapan Migros’un piyasa değeri 3.7 milyar TL iken BİM’in piyasa değeri bugün 14,5 milyar TL olmuş ve neredeyse Migros’un dört katına ulaşmıştır. BİM’in hikayesi, ders çıkarılması gereken çok büyük bir yönetim başarısıdır.

Danışman kuruluşların “rekabeti yoğun ve giriş bariyeri yüksek” şeklinde görüş verdiği ve Hüsnü Özyeğin gibi girişim dehasının Gima ile “zarar ettiği tek sektör” olan perakendede BİM nasıl fark yarattı? Cevap, “hard discount” modeli.

“Hard discount” modeli, Almanya’da Aldi ile başarısını kanıtlamış bir yöntemdir ve BİM’in kurucuları bu yapıyı Türkiye’ye getiren öncü ekip olma ayrıcalığına sahiptirler. Ayrıcalıkları şuradan gelir: Model Türkiye’ye adapte edilirken basit ve sade bir plan oluşturuldu; Aldi’deki sıçramanın yapıtaşlarından biri olan yönetici ekibe katıldı.

Tedarik, lokasyon, operasyonel maliyetler ana başlıklarından oluşan BİM iş modeli firmanın internet sitesinde yer almakta. Dikkatimi çeken hususları sizlerle paylaşmak istedim:

Tedarik

BİM’in başarısının ana etkeni “tedarik yönetimi”dir. Mağazalarda yer alan ürünler, markası ve formülü yalnız BİM’e ait olan ve BİM’in seçtiği tedarikçilerce üretilen yüksek kalitede ürünlerdir. Tedarikçilerle olan ilişki, bir satın alma ilişkisinden öte iş ortaklığı haline gelmiştir. BİM’in tedarikçilerini iş ortağı haline getirmesiyle yaptığı devrim, “ucuz olan kötüdür” algısını kökten değiştirmiştir.

Lokasyon

Rakiplerinin ve genel kabul gören düşüncenin aksine, BİM, ana caddelerde yüksek maliyetli mağazalar açmak yerine, aynı bölgedeki ara sokaklarda hizmet sunmayı tercih etmiştir. Bu şekilde kira maliyetlerinde elde edilen tasarrufu, fiyatları düşürerek tüketici lehine yansıtmıştır.

Operasyonel Maliyetler

Ürün fiyatlarını yükseltecek yönetim, personel, mağaza dekorasyonu, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetleri gibi her türlü harcama en düşük seviyede tutulmuştur. Ürün gamı, tüketicinin %80 ihtiyaçlarını karşılayacak 600 kalem ile kısıtlanmış ve ürün yönetimi maliyetleri daha da düşürülmüştür.

Yukarıda üç başlıkta özetlemeye çalıştığım iş modeli, Yönetim Kurulunun doğru stratejisiyle hayata geçirilmiş ve dezavantajlı olunan rakiplere karşı destan yazılmıştır. Şimdiye kadar ihmal edilen ve toplumun çoğunluğunu oluşturan müşteri segmentine uygun ürün, fiyat, kalite bileşkesiyle sektörde açık ara şampiyon olunmuştur.

BİM’in perakende sektöründe geldiği yeri anlamak için Real Madrid’siz bir La Liga’da Barcelona’yı örnek verebiliriz. Başarı, doğru Yönetim Kurulu stratejisi ve etkin profesyonel yöneticilerin omuzlarında gelmiştir.

Fikret Orman ve ekibi yönetime geldiği zaman dile getirdikleri “yeniden yapılanma”yı, BİM benzeri “Beşiktaş’a özgü yapılanma modeli” olarak algılamış ve ilk duyduğumuzda çok heyecanlanmıştık; çünkü Beşiktaş artık ayağa kalkacaktı. Ne yazık ki heyecanımız yerini hüsrana bıraktı. Bugün geldiğimiz noktada, bırakın iyi tanımlanmış, sade, kararlı ve profesyonellerle yönetilen bir iş modelini kulübümüzde görmeyi, “Transferleri bundan sonra ben yöneteceğim.” noktasına geri gelen bir başkan dönemini yaşıyoruz. Demirören dönemi kadar saçmalıklar yapılmıyor olması sizi rahatlatmasın, çünkü kulübün mali durumu düzgün olsaydı Demirören dönemini aratacak aksiyonlara şahit olabilirdik galiba.Q7’yi yeniden transfer edebilen bu yönetim, kafa karışıklığının boyutunu bize yakın zamanda ispatladı ve Beşiktaş’ı yönetirken kafasında herhangi bir modeli olmadığını tescilledi.
Özetlemek gerekirse, bu yönetim, rotasını belirlemiş ve mürettebatını iyi oluşturmuş BİM yönetiminin aksine yolunu kaybedip oradan oraya savrulup duran bir gemi örneği sunmaktadır. Ne kaptanın ne de mürettebatın kalibresinin gemiyi rotaya sokmaya yeterli olmadığı da artık netleşmiş durumdadır.Rakiplerinden farklılaşabilecek, kendi güçlü yanları üzerine kurulu, hedefleri net ve iyi bir modelle yönetilmeyen Beşiktaş’ın başarıya ulaşma şansı yoktur; çünkü nereye gitmek istediğini bilmeyene hiç bir rüzgarın faydası olmaz.

BİM’in başarısı,Beşiktaş yöneticileri için çıkarılması gereken derslerle dolu. Sadece özkaynak düzeni ve pahalı markalar yerine akılcı transferleri çağrıştıran tedarik yönetimiyle değil, bir modeli ve planı olup bunu kararlı bir şekilde ve iyi bir ekiple uygulamasıyla da derslerle dolu. İyi okumak ve dersler çıkarmak lazım.